Eğer Bir Yanlış Yapacaksan Bari Onu Düzgün Yap

Eğer Bir Yanlış Yapacaksan Bari Onu Düzgün Yap

Zeynep Karaca Yazıları

Theodor Adorno ‘yanlış bir hayat doğru yaşanmaz’ der biz de tahriften kaçmayıp ‘yanlış bir sınav doğru yapılmaz’ diyelim. Yanlış bir sınav doğru yapılmazsa da daha az yanlış yapılabilir elbette, bu konuda söylemek istediğim birkaç sözüm var.

Benim zamanımda ÖSS, şimdiler YGS, LYS ve daha birçok adı olan yarın ne şekilde karşımıza çıkmaya devam edeceği belli olmayan sınav, çoğu kişinin keşke olmasa dediği ama illa ki bütün liselilerin yolunun bir kere düştüğü sınav bu yıl bir kere daha korkuyla, kaygıyla, stresle gerçekleştirildi. Okunmuş pirinçlerden, sulardan; dualar ve aminlerden bahsetmiyorum bile.

Üniversiteye girdikten sonra pek fazla ilgilenmedim sınavla, hatta farkında bile olmadım diyebilirim. Çünkü 2007 yılında girilen üniversite sınavını hatta adı her ne olursa devletin yaptığı herhangi bir sınavı unutmak en iyisiydi. Çünkü biz, ‘biz’ olarak girememiştik sınav salonundan içeri. Okul girişinde kapıda güvenlik üzerimizi ararken son kez baktığımda annemi ağlarken görmüştüm. Kızım üniversiteli olacak diye dökülen sevinç gözyaşı değil, acaba sınavı nasıl geçecek diye dökülen endişe gözyaşı değil, korku değil kaygı değil hiçbiri değil… ‘bu çocuklara bunu neden yapıyorlar?’ diye anlayamama, kabullenememe gözyaşıydı.

Zeynep-Karaca-YAzıları

Sonrası mı? Sonrası sınav salonunda başına dikilip ‘hadi artık ne zaman açacaksın’ diye bekleyen ‘sürekli sınav başlayacak’ diyerek stresimize stres katan görevli, çocukça sınıfta erkek öğrenci var mı diye etrafa kaçamak bakmak, içinden keşke olmasalar diye geçirmek hatta bi kaç saatliğine görünmez olmayı dilemek, mucize beklemek. Ve elbette bir taraftan bütün bunları düşünürken diğer taraftan sınavın kendisiyle uğraşıyorduk. Yani bazıları sadece sınav stresi yaşarken biz önce sınav ve sınava bağlı başka bir sürü şey için sıkılıyorduk. Aslında kırılıyorduk…

Dediğim gibi hatırlamaktan keyif aldığım günler değildi. Geçti. Genel olarak geçti yani. Önce bizim üzerimizden geçti ama sonra bir kara bulut olarak ülkenin üzerinden geçti. Üniversitenin son yılında yüksek lisansa başvurmak için ALES başvurusu yapmıştık bu hepimiz için çok önemliydi çünkü Türkiye’de ilk defa bir sınava başörtüsüyle girilecekti. Arkadaşımın ÖSYM bürosunda ‘Allah’ım ilk defa başörtülü bi sınav belgem var’ diye çocuk gibi sevinmesini unutamıyorum. İnsan varlığının başkası tarafından onayını bekler mi? Ondan sen varsın demesini ister mi? Demek bekliyormuşuz, demek istiyormuşuz.

Bu yıl biraz romantikleştim, melankolikleştim ne bileyim biraz nostalji yaptım. Bu yıl öğrencilerim üniversite sınavına girdi çünkü. Onlar için heyecanlandım, dua ettim, ama sevindim de çünkü bizim gibi başlarını utançla eğmediler aksine sınav salonuna başları dik girebildiler. Çünkü artık İmam Hatip Lisesinde okuyanların birden fazla seçenekleri var.
‘Hangi bölüm istiyorsun’ diye sorulabiliyor onlar da tıp diyebiliyor, edebiyat diyebiliyor, sosyoloji, iletişim, bilgisayar mühendisliği… diyebiliyor.

‘Adalet nedir? Her şeyi yerine koymaktır. Zulüm nedir? Bir şeyi yerinden başka bir yere koymaktır.’ der Mevlana. Adalet en azından bu konuda geç de olsa yerini buldu.

Hazır ülkede ‘bahar temizliği’ varken umarım her şeyi yerli yerine konulur ve adalet her alanda böylece elbirliğiyle tesis edilmiş olur.

1 Yorum Bulunuyor

  • sevgi
    2013-03-26 | Permalink |

    9 yildir turkce ogretmeniyum.ama asla kendim olamamisim. Bir haftadir derslere ortulu girmeye basladim. Ilk defa kendimi kendim gibi hissettim. Umarim yeniden acmak zorunda kalmayiz. Yaramiz iylesmisti…simdi yeniden kanatmasinlar.

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *