Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan…

Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan…

Ayşegül-Aldemir-Yazıları

Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır, inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Namaza dair yazılmış belki de en güzel dizelerden biri Sultan Murad’a aittir . Ömründe sadece bir gün sabah namazına kalkamayan Sultan Murad’ın içine uyandığı vakit öyle bir kor düşer ki , yatağının üzerinde doğrulduğu gibi kalemi alı eline, o sadece parmaklarıyla kalemi tutar da sanki kalbinden dökülür yazılar… Hüzünle , pişmanlıkla ve gözyaşları içinde yazmaya başlar… Uyan ey gözlerim gafletten uyan…

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dill-u dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar , taşlar , ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Namaz , mesul tutulacağımız ilk ameldir . Tüm semavi dinlerde de ortak bir ibadet olarak bulunan namaz , İslam için oldukça büyük bir öneme sahiptir . Namaz kılmak en güzel farzlardan biridir . Ancak ne kadar layıkıyla yapıyoruz ? Kıldığımız namazlarımızı ne kadar günün telaşlarından arındırabiliyoruz ? Secdeye doğru yöneldiğimizde , Allah ile irtibat kurduğumuz o muazzam anda , aklımızdan geçen dünyevi haller bizi gerçekten huşuya sevk ediyor mu ? Namaz , işlerimiz arasında acele ve özensizce kıldığımız bir hale dönüşüyor kimi zaman . An geliyor , dünyalık dertler , ahiretteki baki hayatımızın önüne geçiyor … Oysaki bir mü’minin en kıymetli zamanları tam da bu anlardır . Bakın Muhammed Aleyhisselam bu konuda bize ne kadar da güzel bir tebliğde bulunuyor : ‘‘ Nice namaz kılanlar vardır ki , onların nasipleri sadece yorgunluk ve zahmettir ! ’’

Ayşegül-Aldemir-Yazıları-Uyan-Ey-Gözlerim

Semâvâtın kapuların açarlar
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Beş vakit ile sınırlıyoruz çoğu zaman , fakat aslında namaz ile Allah’a yönelme hali beş vakitle sınırlanmamalı ! Muğire bin Şu’be ( radıyallau anh ) bakın nasıl anlatıyor : ‘‘ Resulullah ( SAV ) Efendimiz ayakları şişinceye kadar geceleri namaz kılardı . Kendisine , Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladı , niye kendini bu denli hırpalıyorsun denilince O , Allah’a çok şükreden bir kul olmayayım mı ’’ diyerek cevap verir . Ne büyük bir şükran , nasıl bir minnettarlık ! Bize gösterilen odur ki , namaz beş vaktin ötesinde , günün her anı ve her saniyesinde , her şükrümüzde ve her halimizde bizim kuvvetimiz ve sığınağımızdır ! Hakkını vermekle mükellefiz !

Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tac-u tahta dayanma
Yedi iklim benim deyu güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Namaz , Allah’a olan sevgimizi sunmak için ne güzel bir fırsattır aslında . İbadetin temel maksadı , ne cennet arzusu ne de cehennem korkusu olmalıdır . Hakiki bir ibadet sadece Allah rızası için ve Allah için yapılan ibadettir . Bu nedenle her kıldığımız namazı , son namazımız gibi kılmak ve az sonra Azrail meleğine , taşıdığımız dünya yükünü yani canımızı teslim edeceğimizi düşünerek kılmak , Allah’a olan sevgimizin samimiyetini de göstermektir … Hazreti Aişe , namaz vaktinde Resulullah ( SAV ) ’ in birden başkalaştığını , yüzünün daha bir nurlandığını ve hemen namaza kalktığını anlatır . Efendimiz ( SAV ) ’ in öyle bir hale büründüğü rivayet olunur ki , o an ne O’nun etrafındakileri tanıdığı , ne de etrafındakilerin onu tanıyabildiği söylenir . Ehl-i Sünnet olarak bizler de her namazımızda Muhammed Aleyhisselam’ın bu uhrevi ilminin idrakini taşıyarak secdeye baş koymalı ve yere serdiğimiz seccademizin , bizi göklere çıkaracağını her saniye hatırlamalıyız !

Namaz mü’minin miracıdır şüphesiz ! Bu sözde öyle derin anlamlar vuk’u bulur ki işte bu anlamı kalbinde hisseden bir insan namaz esnasında kanatlanır , uçar , Allah’a Allah için koşar adeta ! Başımızı secdeye her koyduğumuzda , derecemizi yükselten , bir hatamızı daha affeden , biz Kıble’ye yöneldiğimiz anda , bize sonsuz rahmetiyle yönelen Rabbimiz için bizim yaptıklarımız ne ki ! Allah’ın kudretinin ve merhametinin yanında bizim şükrümüz , rükumuz , secdemiz yine Allah’ın bize verdiği bir lütuftan başka ne olabilir ki !

Ayşegül-Aldemir-Yazıları-Uyan-Ey-Gözlerim

Benim , Murad kulun , suçumu affet
Suçum bağışlayub günahım ref’ et
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bazı sabahlar gözler uyanmaz o vakte … Şüphesiz namaz uykudan daha hayırlıdır ! nidaları yükselirken minarelerden , biz derin bir uyku içindeyizdir … Uyandığımızda içimizdeki pişmanlık bizim de kalbimizi yakar mı Sultan Murad gibi ! Bir vakit dahi olsa kaybettiğimiz her rekat için gözyaşı döksek bile , Allah ile , Yaradanımız ile kuracağımız o irtibatta , o vakitte orada olamamanın telafisi yok … Bir arkadaşımızla buluşacağımız zamanki hassasiyetimizi düşündüğümüzde , bu hassasiyetten çok daha fazlasını namazda koruyabilmek çok daha mühim olsa gerek . Dünya telaşları için , kullar için yaptıklarımızı bir düşünün ! Allah için yapmamız gerekenler , kullar için yaptıklarımızdan çok daha ötede olmalı ! Halk için değil , Hak için yol almalı !

Ruhuna rahmet , Sultan Murad ne güzel anlatmış sabah namazına kalkamamanın acısını ve pişmanlığını ! Bir gaflet anı demiş uykusuna ! Oysaki gündüz vakti , gözler açık iken gaflet halinde olmak da , dünyaya aldanmak , bahanelere kanmak , söylenenlere kulak tıkamak , bunlar da çok acı !

İnsan gafletini kendi yıkar vesselam ! Şeytan’ı taşlar gibi , nefsini de taşlar ! Uykusunu geceye teslim eder , gözlerini ise secdeye ! Cihad, her daim savaş alanında yapılmaz ey insan, asıl cihad içimizdeki cihaddır!

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *