Umre mi Yoksa Tatil mi?

Umre mi Yoksa Tatil mi?

Umre mi Yoksa Tatil mi

Öğretmenler odasında bir konuşma geçiyor: “sömestrda annemle umreye gideceğim” diyor öğretmenlerden biri. Hepsi birer aydınlanmış eğitim gönüllüsü, derslere asla oyalanarak gitmeyen, teneffüste soru soran öğrenciden kaçacak delik aramayan(!) diğer öğretmenler bu fikri şiddetle eleştiriyor. ‘Bence ona verilecek para eğitime harcanmalı, daha büyük sevap‘ diyorlar. Onlar böyle düşünüyorlar, onlar düşünmüşse muhakkak haklılardır geri kalan herkesin de onların yüce fikirlerine uymaları gerekir, aksi halde eğitimi yeterince desteklemeyen, aydınlanamamış, örümcek kafalı, cahiller olarak yaşamaya devam ederiz.

En çok onları dinlemeliyiz, onlar saksı değiller!

Sonra umreye gitme niyetinde olan öğretmen kendisine destek olacak birilerini görmek arzusuyla öğretmenler odasında biz imam hatip meslek hocalarının oturduğu masaya geliyor; “onlar tatile giderken tatile gitmeyelim ona vereceğimiz parayı eğitime harcayalım diyorlar mı?” diye soruyor. Hak veriyoruz. Sicilya tatilimiz şöyleydi, Paris tatilimiz böyleydi diye anlatıp duranların iş ibadete gelince ona ayrılan üç kuruşun peşine düşmesi, hemen kimsenin aklı ermiyormuş gibi umreye ayrılan paranın daha ‘hayırlı’ nereye harcanabileceğini söylemeleri fena halde sinir bozuyor. Bu noktada umreyi eleştirenlere ilk tepki olarak ‘siz de tatile gidiyorsunuz’ demek zorunda kalmak da tuz biber oluyor.

Umre mi Yoksa Tatil mi

Bir miktar para ödemek ve yurt dışına çıkmak dışında hiçbir ortak noktası bulunmayan umre ile tatili aynı cinsten şeylermişçesine karşı karşıya getirmek ise gafletlerin en büyüğü. Peygamber Efendimizin (sav) yapmış olduğu bir şeyi yapmanın sevabına ermek, Beytullah’a yüz sürmek, Ravza-yı Mutahhara’yı ziyaret etmek, vahyin geldiği, İslam’ın neşet ettiği o toprakları gezmek, Efendimiz de (sav) buradan yürüdü, şurada dinlendi diye düşünüp kalbinin fokurdayacak gibi olması nerede bizi sadece dünyevi hazlar itibariyle besleyecek olan tatiller nerede… Elbette Augustin’in ‘dünya bir kitaptır seyahat etmeyenler onun yalnızca bir sayfasını okurlar’ sözüne içtenlikle katılıyoruz ancak daha evvel belirttiğim gibi hata, bizi manevi yönden de zenginleştirecek olan ibadet ile kültürü karşılaştırmakta başlıyor.

Peki, Umre ile alakalı yaşanan tek problem parayı daha iyi yerlere harcamamızı buyuran aklı evveller ya da umreye gideceğine tatile gitmeyi tercih eden gafiller mi? Elbette değil. Bir de son zamanlarda kutsal topraklara gitme şerefine erişen genç arkadaşların sırtı Kabe’ye verip göz alıcı abayeleri ile sosyal medyadan bize el sallamaları! Check-in’leriyle Mekke’yi Medine’yi ‘sallamaları’. Beytullah’ın mayor kim oldu en son? İğneyi umreyi eleştirenlere batırdıysak çuvaldızı dünyadan sıyrılmayı dünyanın kirinden mümkün olduğunca arınmayı, Resul’e (sav) ve ashabına bir nebze olsun yakınlaşmayı amaçlayan ibadeti de gösterişe çeviren ‘bizlere’ batırmamız gerekir.

Allah hepimize mebrur umreler ve haclar nasip etsin.

Selam ile…

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir