Üç Ayların Rahmet Kapısı Aralanıyor…

Üç Ayların Rahmet Kapısı Aralanıyor…

Mübarek Üç Aylar…

Küçük bir fırsat bekleriz bazen, kendimizi gözden geçirmek, yanlışlara veda edip hayatımızı hayırla yenilemek için. Bu günlerde güzel bir imkân var kapıda: Mübarek üç aylar. Bu ayları hakkıyla değerlendirenlere dinimizin pek çok müjdesi ve mükâfatı var…

Hekimoğlu İsmail geçtiğimiz yıl kaleme aldığı yazısında üç aylarla ilgili şu benzetmeyi yapıyor: “Derin uykuya dalan bitkiler, ilkbahar ve yazla beraber dirilerek hayatın devamlılığını gösteriyor. Üç aylarda da İslamî hayatımız diriliyor.” Evet, hakkıyla idrak edildiğinde üç aylarda dini hayatımız canlanıyor ve bir sonraki yıla kadar istikametten şaşmamamıza vesile oluyor. Allah Resûlü’nün (sas), “Allahım! Hakkımızda Recep ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizleri Ramazan’a ulaştır.” duası bu ayların ehemmiyetine en güzel delil.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhittin Akgül bu duanın işaret ettiği bir noktaya daha dikkat çekiyor. Recep ve Şaban ayının önemi, Kur-ân’ın nazil olmaya başladığı ve bereketlerle dolu olan Ramazan ayına hazırlayıcı olmalarından geliyor. İlk iki ayı, rampaya çıkmadan hızlandığımız düzlüğe benzetiyor Akgül ve şöyle diyor: “Bu aylar yerli yerince değerlendirilip, manevi iklimlerinden istifade edildiği takdirde, Ramazan’da yol alınmış olur.” Peki, en genel tanımıyla nedir üç aylar ve neden dilimize bu şekilde yerleşmiştir?

Bu aylar aslında kameri aylar olan Recep, Şaban ve Ramazan. Mübarek gecelerden olan beş kandilden dördü üç aylarda idrak ediliyor. Regaip ve Miraç geceleri Recep, Berat gecesi Şaban ve bir gecesi 80 yıldan daha bereketli kılınan mübarek Kadir Gecesi de Ramazan ayında olmak üzere. Bediüzzaman Said Nursi kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından bu ayların müminler için nasıl bir yükseliş vesilesi olduğunu Şualar’da şöyle açıklar: “Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerif’te yüzden geçer, Şâban-ı Muazzama da üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” Bu kutlu zaman diliminin toplum arasında üç aylar olarak bilinmesinin hikmeti de tüm bu sebeplerden gelir.

Kuran, namaz ve oruçla dolu dolu geçirin

Doç. Dr. Akgül, Asr-ı Saadet’teki üç aylar atmosferini şöyle açıklıyor: “Allah Resûlü (s.a.s.) bu aylarda diğerlerinden farklı olarak bolca oruç tutmuş, nafileleri artırmış, ulaşılmaz kulluğuna daha da derinlik katarak, Kur’ân, tefekkür ve yardımlaşmaya çok önem vermiştir. O’ndan dersini alan sahabe efendilerimiz de namaz, Kur’ân, yardımlaşma ve oruç gibi ibadetlere diğer zamanlardan daha da önem vermiş ve ihya etmişlerdir.” Söyledikleri, yapmamız gerekenler için en güzel yol gösterici. İşe manevi hayatımızı gözden geçirerek başlayabilir, eksikliklerimiz nelerdir diye liste çıkarabiliriz.

Kul hakkı Rabbimiz’in bize en önemli ikazlarından biri. Bugüne kadar insanlarla olan münasebetlerimizi gözden geçirip, üzerimizde kul hakkı varsa teslim edebilmek için maddi ve manevi çaba gösterebiliriz. Tavsiyelerini daha iyi anlamamız ve hayatımıza şiar edinmemiz açısından Efendimiz’in hayatını bir kez daha okuyabiliriz. Öncelikli hedeflerimizden biri de elbette namaz olmalı. Varsa bu konudaki eksikliklerimizi tamamlamalı. İhmal edilmemesi gerekenlerden biri de zekât ve sadaka ibadeti. Tabii hepsi için en önemlisi kendimiz ve tüm Müslümanlar için dua etmek.

Kaynak: Zaman

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir