Pazartesi-Perşembe Orucu ile Nefis Terbiyesi

Pazartesi-Perşembe Orucu ile Nefis Terbiyesi

Pazatesi-Perşembe Orucu

Peygamberimizin Üzerinde Önemle Durduğu Sünneti

Nafile ibadetler arasında fazileti bol olan pazartesi ve perşembe oruçları, nefis terbiyesi ve insanın Rabb’ine yaklaşması için eşi bulunmaz bir fırsat.

Üç aylarda ve mübarek günlerde dinî duyarlılık yoğun olduğundan, bu kutlu zaman dilimleri, insanda daha çok ibadet etme isteği uyandırır. Fakat üç aylar denince akla ilk olarak gelen ibadetlerden birisi, oruç tutma. Nafile bir ibadet olan üç aylarda oruç tutma, kulun Allah’la olan irtibatını güçlendirir. Bütün ibadetler birer vasıta, asıl gaye Cenab-ı Hakk’a yakınlık kazanmak, diğer bir ifadeyle O’nun rızasına nail olmak. Dinî hayatın kaymalardan korunması ve kollanması ancak bu ibadetlerle mümkündür. Bediüzzaman Said Nursî ‘Şualar’da, üç aylarda yapılan ibadetlerin insana getireceği kazancı şöyle dile getiriyor:

“Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerif’te yüzden geçer, Şâban-ı Muazzama’da üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarek’te bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.”

Oruç ibadeti nefis terbiyesi için bulunmaz bir fırsat. Bir Müslüman’ın gerçek kulluğun nezaket ve zarafetinden uzaklaşmamasının sebeplerinin başında belki de pazartesi ve perşembe orucuna devam etmesi gelir. Bu oruçların özellikle mübarek üç aylarda tutulması daha efdal.

Resûl-i Zişan Efendimiz’in de üzerinde önemle durduğu ve tuttuğu oruç ‘pazartesi ve perşembe’ oruçları. Nitekim Resûlullah (sav) oruç tutmayı sadece Ramazan ayına hasretmemiş, yılın değişik zamanlarında da oruç tutmuştur. Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhakim Yüce’ye göre, nafile ibadetler sevap kazanmanın yanı sıra farz ibadetlerimizin eksikliklerini gidermeye de yardımcı olur. Böylece farz ibadetleri daha kolaylıkla yapmamızı sağlarlar.

Bir Müslüman’ın başta sabah namazının sünneti, teheccüd ve evvabin olmak üzere, nafile namaz ve diğer ibadetlere devam etmesi, bu ibadetlerden birçok sevap kazanmasına imkân tanır. Mesela Peygamber Efendimiz sabah namazının sünneti için, “Sabah namazının iki rekât sünneti dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır.” buyuruyor.

Bir gün Allah Resûlü’ne pazartesi orucunun fazileti soruldu. O (sav), şöyle buyurdu:

“O gün, benim doğduğum ve bana vahiy geldiği gündür.”

Resûl-i Ekrem, hem doğduğu hem de kendisine peygamberliğin müjdelendiği bu günü, bir teşekkür olarak oruçlu geçirmeye çalışırdı. Pek tabii bu gün, biz ümmet için de son derece büyük bir anlam taşır. Pazartesi günleri mümkün olduğunca oruçlu bulunmaya çalışmak suretiyle, hem O’nun sünnetine uymuş hem de O’nun bu günlere ait hatıralarını yâd etmiş oluruz. Öte yandan zaman ve mekânların kıymeti, sahne oldukları olayların büyüklüğü ve değeri ile ölçülür. Pazartesi günü de İki Cihan Güneşi’mizin doğumuna ve İslâm’ın ilk vahyine sahne olduğu için büyük bir kıymeti haiz.

Ebu Hüreyre’den (ra) aktarıldığına göre Resûlullah (sav),

“Ameller Allah Teâlâ Hazretleri’ne pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde arz edilmesini severim.”

ifadesiyle, bugünleri oruçlu geçirmenin hikmetini gözler önüne seriyor. Amellerin haftada iki sefer Allah’a (cc) arz olunduğu ve cennetin kapılarının da bu günlerde açıldığı göz önüne alındığında, pazartesi ve perşembe oruçlarının fazileti daha iyi anlaşılıyor.

Sadece Ramazan’a ait olmaksızın diğer günlerde de oruç tutulduğunda, hem fakir fukaranın hali göz önünden uzak tutulmamış hem de beşer açlığa karşı direncini kontrol altında tutmuş olur. Fakat yapılan her ibadette vurgulandığı gibi nafile ibadette de devamlılığa büyük bir önem verilir. Cenab-ı Hak, Ezelî Kelam’da,

“Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabb’ine ibadet et.”

(Hicr, 15/99) buyurur. Nahl Sûresi 92. ayette, ipini sağlamlaştırdığı halde sonra gevşetip bozan kadın misali verilerek, bir ibadete başlayıp bırakan, bir konuda söz verip cayan kişiler yerilir ve ibadetin devamlı olanının faziletine dikkat çekilir.

Receb’in ekme, Şaban’ın sulama ve Ramazan’ın derleyip toplama ayı olarak ifade edildiği bu kutlu zaman dilimlerinde, Rabb’ine daha çok yaklaşmak isteyen bir mümin için en güzel vesilelerden biri pazartesi ve perşembe oruçları. Üç aylar gibi mübarek günler ise, kuşkusuz nafile ibadetlerin gerçekleştirilmesi için bulunmaz bir fırsat. Bu fırsatlardan biri de eyyam-ı biyz yani mübarek ayların 13-14-15. günleri ile haram ayların (Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) perşembe-cuma-cumartesi günlerini oruçlu olarak geçirmektir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de;

“Şüphesiz Allah, takvaya sarılanlar ve ihsan şuuruyla iyiliği ve güzelliği takip edenlerle beraberdir.”

(Nahl, 16/128)

Kaynak: Yeni Bahar Dergisi

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir