Kardeş Sırasının Kişilik Üzerinde Bir Etkisi Var mı?

Kardeş Sırasının Kişilik Üzerinde Bir Etkisi Var mı?

Anne Çocuk İletişimi

Türkiye’de herhangi bir insana “Kardeşiniz var mı?” diye sorduğunuzda kuvvetle muhtemel “Evet” cevabını alabilirsiniz. Peki, kardeşleriniz arasında kaçıncı sırada olduğunuzun kişilik gelişimine bir etkisi olabilir mi sizce? Ya da kardeşleriniz arasındaki doğum sıranız, toplumsal gelişiminizi ne yönde etkilemiş olabilir hiç düşündünüz mü? Kuramcılar yıllardır insanların kardeş sıralarının kişilikleri üzerindeki etkilerini anlamaya çalışıyor. Acaba kuramcılar kardeş sırasının kişiler üzerindeki etkileri konusunda haklılar mı? İşte kardeş sırası analizi..

Siz de benim gibi evin ortanca ( üçüncü çocuk ) çocuğu iseniz, bu konuda derin analizler yapan Alfred Adler’i henüz daha bilmeseniz bile, kuvvetle muhtemel bu konuda kuram yazacak kadar çok deneyime sahip olmuşsunuzdur.. Ortanca çocuk olmanın avantajlarının yanında dezavantajlarını da bilen ve bu konuda bilimsel anlamda da pek çok vak’a izlemiş biri olarak kardeş sırasının önemi elbette ki yadsınamaz. Büyük çocuk olmanın, ortanca ya da küçük çocuk olmanın, kendine göre avantajları ve dezavantajları olduğunu söylemek mümkün. Elbette ki bu oluşuma, anne ve babaların, çocukları yetiştirme tarzları da etkide bulunmaktadır.

Anne-Baba Tutumlarının Etkisi

Ailenin işleyişi, ailede var olan çocuk sayısından, çocukların cinsiyetinden ve doğum sırasından önemli ölçüde etkilenir. Aile genişledikçe, genellikle ana baba ve çocuk etkileşiminde bir azalma görülürken, çocuklar arası etkileşimde bir artış ön plana çıkar.

Ebeveyn üslubu, elbette ki her çocukta değişikliğe uğrar. Toplumlar üzerinde yapılan genel bir çalışmada ise özellikle babaların ilk çocuklarda anneye yardım etmezken, ikinci çocuk doğduğunda, çocuk yetiştirme sürecine daha aktif katıldıklarını ortaya koymaktadır.

Anababa-çocuk etkileşiminde çocukların cinsiyetlerinin ve sıralarının bir hayli etkili olduğu bilinmektedir. Thoman’ın yaptığı bir çalışmada, annelerin daha çok ilk doğan kızlara gülümsediği ve onlarla konuştukları; babaların ise ilk doğan erkek çocukla konuştuğu ve onunla iletişim kurduğu belirtilmektedir. Yine disiplin açısından da, genellikle ilk doğan çocuklara daha sık fiziksel ceza uygulandığı, sonra doğan çocuklarda ise, disiplin konusunda daha tutarlı bir yol izlendiği görülmektedir.

İlk doğanlara, özellikle de ilk doğan çocuk erkekse, dünyanın her yerinde ayrıcalıklı bir anlam verildiğini görüyoruz. Ana babalar, teoride her çocuğa eşit muamele ettiğini düşünseler bile, bu eşitlik genelde anne-baba tarafından ihlal edilmektedir. İmkanların dağılımında ( kıyafet, oyuncak, vb. ) ortaya çıkan eşitsizlikler her toplumda sıkça görülmektedir.

İlk Doğan Çocuk

İlk doğan çocuklar ya da tek çocuklar, kardeşlerinin gelişinden önce, ana babalarının ilgi ve sevgisini başkalarıyla paylaşmamak ve bir yetişkin çevresi içinde yaşamak, yeteneklerini göstermek konusunda bir ayrıcalığa sahiptirler. Öte yandan, ana babalarına nasıl anne ve baba olunacağı konusunda imkân sağlayan “deneysel” bebekler konumundadırlar. Bu konuda en önemli tezlerden birinin sahibi olan Alfred Adler, en büyük çocukların her zaman ilgi odağı olmak istediklerinin altını çizer. Bu çocuklar bağımlı olmaya ve sürekli önde olmaya eğilimlidirler. Kurduğu saltanatının sarsılmasını asla istemezler. Ancak bu saltanatın, yeni bir kardeşe sahip olduğu an yıkılacağının da içsel olarak farkında olan çocuklardır.

Adler, toplumda genellikle şiddete ve suça eğilimli insanların en büyük çocuklar olduğunu da kuramında belirtmektedir. Fakat şu da bir gerçektir ki, büyük kardeşler, küçük çocuklar için bir model, bir eğitmen, oyun arkadaşı ve küçük kardeşlerin koruyucusu olarak da önemli bir işleve sahiptirler. Bu duygudan da kaynaklı olarak Adler büyük çocukların kendi içlerinde çok büyük bir sorumluluk duygusu hissettiklerini ve bu durumun onları biraz melankolik bir yapıya büründürdüğünü de kuramında açıkça belirtmektedir.

İkinci Çocuk

Adler, ikinci olarak doğan çocukların, kendisini hep yarıştaymış gibi hissettiklerini söyler. Onun yarışı elbette ki ilk doğan çocuklardır. İlk doğan kardeşinden baskın olmak için kendini eğitir, büyük kardeşin başarısız olduğu konularda kendini yetiştirir ve genellikle ilk çocuğun taşıdığı özelliklerin tam aksine sahiptir. Bu çocuklar genelde ailesi ve öğretmenleri tarafından sık sık büyük kardeşiyle kıyaslanan çocuklardır. Bu da çocuğun zamanla bir aşağılık kompleksli geliştirmesine yol açabilir.

Ortanca Çocuk

Ortanca olan çocuklar, genellikle ailede ezilen çocuklardır. Ailenin ve kendisinden önceki kardeşlerinin anlık tutumlarına göre kimi zaman “sen küçüksün..” denilerek saf dışı bırakılan, kimi zamanda “kocaman oldun..” denilerek üzerinde baskı yaratılan çocuklardır. Ortanca çocuklarla ilgili olarak yapılan çalışmalarda, ortanca çocukların sorunlu olabileceği fakat daha büyük bir oranda ise aile içinde arabulucu rolü üstlenebileceği tespit edilmiştir.

Ortanca çocuklar, ailede kendini ezilmiş hissetse de, toplumsal ilişkilerde başarı gösteren, uyumlu insanlardır. Eğer ailede dördüncü bir çocuk varsa, ikinci çocuk kendini ortanca gibi hissedebilir ve bu durumda üçüncü çocuk çok daha girişken, lider ruhlu ve sosyal olabilir. Hatta bu gibi durumlarda üçüncü çocuklar ailede neredeyse büyük kardeş kadar ilgi görebilir.

En küçük Çocuk

Bilimsel platformda, bu çocukların ailede her zaman bebek olarak görülen, her zaman şımartılan çocuklar olduğu belirtilmektedir. Genelde en küçük çocuklar kendi yollarına gitme eğilimindedir. Küçük çocukların daha bağımsız olduğu, daha dışa dönük olduğu pek çok araştırma ile de desteklenmektedir. En küçük çocuk, insanların yanında rahat, öz güvenli, kararlı bir tablo ortaya koyan çocuklar.
Kardeş sırası elbette ki psikososyal gelişimde çok etkilidir.

Her doğan kardeşle birlikte, ana babalar da deneyim kazanmakta ve bu deneyimlerini çocuklarına yansıtmaktadırlar. Ancak genellikle son çocuklarda, ebeveynlerin disiplin tutumlarında oldukça büyük bir esneklik görüldüğü de aşikârdır. Burada en önemli husus anne ve babanın çocukları yetiştirme sürecinde gösterdiği tutumdur. Bir başka husus da, çocuklar büyüdükçe aralarındaki taht kavgalarının yok olup, kardeşler arası ilişkilerin daha insani bir düzleme oturduğu gerçeğidir.
Selam ve dua ile.

Yorumlar

“Kardeş Sırasının Kişilik Üzerinde Bir Etkisi Var mı?” için bir yanıt

  1. Burcu dedi ki:

    Cok guzel bir yazi kisilik gelisimine farkli acidan bakmami sagladi tesekkur ederim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir