Kalbe İnmiyorsa O Sözler

Kalbe İnmiyorsa O Sözler

Kalbe İnmeyen O Sözler

Gözlerini dünyaya açan her insan henüz daha konuşamaz, tanıyamaz ve bu dünyayı anlayamazken ne kadar masumdu. Çocuk olmanın verdiği masumiyet ile anlaşılan birkaç yıl daha ve sonrasında kararan kalpler, yitirilen masumiyet, daha hızlı dönen bir dünya ve dünyadan daha hızlı dönen insanlar.. Dünyayı, hayatı ve hatta kainatı saf bir iyilikle algıladığımız hepi topu birkaç yıl.

Neden böyle olduk? Nasıl böyle olduk? Sadece biz mi böyleyiz? Dünya elbette değişiyor ve dönüşüyor. Bu dinamizm, her çağın insanlarına sirayet ediyor, onları yoğuruyor ve biçimlendiriyor. Bu oldukça olağan. Bugün geçmiş atalarımızdan daha fazla şey biliyoruz ve geçmiş yıllara göre teknoloji gibi bir üstünlüğümüz var. Her şeye rağmen sanki kazandıklarımızın kaybettiklerimizi telafi edemediği bir çağ bu. Bu çağda herkes kazanıyor ve herkes kazandığından fazlasını kaybediyor.

Kalbe İnmeyen O Sözler

İyi bir telefon, bir kişiyi asla diğerlerinden daha akıllı yapmaz. Yapmadı da zaten. Pahalı giysiler, hiçbir zaman ve hiçbir çağda, içinde sırıtan ucuz ruhları örtmeye yetmedi. Son model bir araba, bir insanın iyiliğini ne kadar ileriye götürebilir ki? İyi bir buzdolabı, iyi bir ev, iyi mobilyalar, moda olan o bin beş yüz liralık çanta, gardıropta hiç giyilmeden duran onlarca pahalı kıyafet, sürekli gidilen o çok popüler mekan, kolundaki saatin markası veya fiyatı bir insanı insan yapmaya yetmedi. Eğer ruhunda iyiliğin, güzelliğin, sevginin, adaletin, asaletin, merhametin ve aşkın gücünü taşımıyorsa bir insan, maddi varlık ne anlam ifade eder ki? Gözlerinde taşımıyorsa şefkati bir insan, şefkate kaç lira bedel ödenir ki? Bir insanın eli uzanmıyorsa bir mazluma, kalbi soğuk ve sözleri ketumsa kaç dil bildiğinin, ne kadar kültürlü olduğunun ne önemi var ki?

Kalbe İnmeyen O Sözler

Hiçbir şeyin hakkını veremeyen fakat her şey üzerinde hak eden insanlar olduk. Hayatta hiçbir şey için emek göstermeyen, hiçbir şeyin bedelini ödemeyen ama mütemadiyen şikayet eden, suistimal eden, mücadelesiz, hazırcı insanlar…

Ramazan ayı sadece yemekten uzak durmak, aç kalmak olarak anlaşıldığı takdirde asıl anlamına ulaşılamaz. Ramazan dediğimiz, ruhun topyekün terbiye edildiği, ruhun güzelleştiği ve hatta dile geldiği mübarek zamanlar olarak algılandığında anlamlıdır. Öbür türlü yaptığımız her şey şekilden öteye gitmeyen, kursaktan kalbe inmeyen sığ eylemler olarak kalacak ve ruhumuzu hiçbir yere taşıyamayacaktır. Sözlerimiz sözde kalmasın, kalbe de uğrasın temennisiyle herkese huzurlu Ramazanlar dilerim.

Mutlu ve bereketli bir hafta olsun.

1 Yorum Bulunuyor

  • aslibuyuk@eindowslive.com
    2016-06-28 | Permalink |

    Ne kadar güzel dile getirip yazmışsınız .çoğu insanın ve elbette benim da duygularıma tercüman olmuşsunuz.Bazı kısımları paylaşmak istiyorum izninizle …

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *