İslâm’da Kadının Çalışmasına İzin Var mı?

İslâm’da Kadının Çalışmasına İzin Var mı?

İslâm'da-Kadının-Çalışmasına-İzin-Var-mı

İslama Göre Kadının Çalışma Hayatı Nasıl Olmalı?

Evi geçindirmek, daha fazla para kazanmak vb. sebeplerle erkeğin, hanımını çalışmaya zorlaması düşünülemez. Bu, öncelikle kocanın vazifesidir. Ancak kadın çalışmayı kendisi istiyorsa, ne yapmalıdır?

Bu durum, aslında kişiden kişiye, âileden âileye farklılıklar arz eder. Bu yüzden tek bir kalemde, herkes için “çalışmalıdır” veya “çalışmamalıdır” demek zordur. Aldığı eğitim, sosyal konumu, becerileri, ihtiyaçlar, âilenin yapısı, çocuklar, çalışılacak işin özellikleri, mesâi şartları, ihtilat ortamı vb. birçok husus bu konuda önemli farklılıklara sebep olmaktadır. Ama biz genel hatlarıyla şöyle bir tablo çizebiliriz: Eğer bir annenin, bakıma muhtaç çocukları varsa, onlara en az kendisi gibi bakacak kimseyi de bulamıyorsa, öncelikle vazifesi evi ve çocuklarıdır. Çünkü Rabbimiz, onu, evin geçiminden değil, çocukların bakım ve terbiyesinden mes’ûl tutmaktadır. Ancak çocukları yok ya da var olan çocuklarına kendisi gibi bakabilecek güvenilir ve tercîhen akraba bakıcılara sahipse, kocasının rızâsını da alarak “fıtratını uygun” ve “meşrû işlerde” çalışabilirler.

Kadın fıtratı, yani yaratılışı ile erkeğin fıtratı bir değildir. Genel itibariyle erkekler, hâricî işlere daha meyilli şekilde yaratılmışlardır. Bedenî güç gerektiren, stres yüklü, yorucu mesâî şartları bulunan işlerde kadınların çalışması, zamanla büyük rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Meselâ bir kömür madeninde ya da bir tır ile uzun ve yorucu yolculuklar yapan kadınları düşünelim. Bu kadının fıtratı, buna uygun mudur?

“Kadın ve erkekler eşittir” diyen kimseler, olimpiyat vb. yarışmalarda bile kadınlarla erkekleri ayrı kulvarda yarıştırmaktadırlar. Bu en basit örnek bile yaratılıştaki farklılığı isbat etmez mi? O hâlde kadın fıtratına aykırı olmayan işler, hemen hemen akl-ı selim olan herkesin rahatça tesbit edebileceği iş kollarıdır. Meselâ hastabakıcılığı, hemşirelik, ana okulu öğretmenliği, doktorluk, hocahanımlık vs…

Aslında bir müslüman toplumun, kendi hanımlarını muâyene edecek bir doktoru, büluğa ermiş kızlarını eğitecek bir muallimi vb. yetiştirmeleri “farz-ı kifâye”dir. Yani toplumun hepsine birden yüklenmiş bir farzdır. Eğer bir müslüman toplum, bu farzı yerine getirecek kadar “yetişmiş hanıma” sahip değilse, kademe kademe bütün herkes bundan sorumlu olur.

Peygamber Efendimiz zamanında da kadınlar çeşitli işlerde çalışıyorlardı. Bunun en büyük örneği Hz. Hatice (ra)’ın ticaretle uğraşmasıdır. Bir kaç örnek daha vermek gerekirse şunlar söylenebilir:

Tarım işlerinde çalışan kadın hakkında peygamberimiz (sav) Ensar’dan Ümmü Mübeşşir’in yanına varıp bir hurma ağacı konusunda ona: Bunu kim dikti, kafir mi, müslüman mı? diye sordu. O ‘Müslüman” dedi. Rasulullah:

” Bir müslümanın diktiği fidandan ya da ektiği ekinden bir insan veya hayvan yerse onların yediği müslüman için sadaka olur”

(Müslim)  diye karşılık verdi.

Çobanlık yapan kadın için de Ka’b bin Malik’in cariyesi, Sel Dağında koyun otlatırken kuzulardan biri hastalanıyor, o da ölmeden farkına varıp onu kesiyor. Peygamber’e sorulduğunda ”Onu yiyin” buyuruyor. (Buhari)

Hz. Zeyneb de bizzat kendisi çalışıp para kazanıyor ve kazancından sadaka veriyordu. Hz. Aişe (ra), onunla ilgili olarak şöyle demiştir.

”Aramızda en cömert  Zeyneb’dir. Çünkü o, çalışır, kazancından da sadaka verirdi.”

(Müslim)

1 Yorum Bulunuyor

  • Nesim
    2017-03-05 | Permalink |

    Ayette verseniz çalışma ile ilgili

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *