Bursa’nın Aşka Açılan Kapısı Ulu Camii

Bursa’nın Aşka Açılan Kapısı Ulu Camii

Bursa Ulu Cami Resimleri

Küçüklüğümde öyle zannederdim ki, Ulu Cami isminde bir cami sadece Bursa’da var ya da Bursa’da olmalıymış gibi… Hatırlıyorum da, başka şehirlerde de aynı isimde camiler gördüğümde şaşkınlığımı gizleyememiştim. Büyüdükçe, Ulu Cami benim için isminin ve cisminin ötesine geçen bir mabet ve bir mekan oldu. Tarifi olmayan bir şekilde bana daimi huzur veren bir yer. Bir Bursa’lı olarak Bursa’yı nasıl sevdiğim bilinir ve bazen insanlar Bursa’yı neden bu kadar çok sevdiğimi sorarlar. Sanırım cevabı Bursa’nın manevi ikliminde saklı. Ben Bursa’yı severim ama Bursa içinde en çok Ulu Cami’yi severim.

Bugün, gittiğim her şehirde izini ve yolunu aradığım mukaddes mabet Ulu Cami’yi anlatacağım. Bu hikaye sadece bir caminin değil; yaşayan, tükenmeyen ve kapıları her daim aşka açılan, O’na açılan bir mabedin hikayesi.

Bursa Ulu Cami Resimleri

Bir Zafer Ve Bir Rüya

Yıldırım Bayezid, Niğbolu Savaşı’nın hemen öncesinde Allah’a yakarırken, Niğbolu’da zafer kazandıkları vakit, Bursa’ya yirmi cami yaptıracağı vaadinde bulunur. Savaş, Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlanır. Yıldırım Bayezid Han, hemen Allah’a verdiği sözü yerine getirmek ister ve bu niyetini hem alim ve aynı zamanda damadı olan Seyyid Emir Sultan Hazretlerine açar. Emir Sultan Hazretleri ise: “Hünkarım, yirmi farklı cami yerine, müminlerin bir arada toplanmasına vesile olacak ve Cuma namazlarının kılınacağı yirmi kubbeli bir cami yaptırsanız.” deyince Bayezid bu teklifi uygun görür.

Sıra caminin nereye yapılacağına gelir. Emir Sultan Hazretleri bu sıralarda bir rüya görür. Rüyasında bir zat –kaynaklar bu zatın Efendimiz (s.a.v) olduğunu rivayet etmektedir- caminin yerini parmağı ile çizer. Emir Sultan, bu rüyadan sonra işaret edilen yere gider ve orada daha önce olmayan otların bittiğini görür. Bunun üzerine Ulu Cami’nin, bugün bulunduğu yere yapılmasına karar verilir.

Bursa Ulu Cami Resimleri

Emir Sultan Hazretleri, caminin nerede olacağını belirledikten sonra, beşinci makam olarak nitelendirilen “Cami-i Kebir-i bi-nazir” yani “Benzeri olmayan büyük cami”nin inşasına başlanır. Ulu Cami’nin inşası, 799/1397 yılında başlar ve 802/1397 yılında tamamlanır. Ulu Cami’yi yapan mimarın kim olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak zaten Ulu Cami, mimarisinden çok, manevi sırlarıyla anlaşılması gereken bir mabettir.

Ulu Cami, tamamlandıktan kısa bir süre sonra, Yıldırım Bayezid, Timur’la yaptığı savaşta yenik düşer. Hem Osmanlı, hem Bursa, hem de Ulu Cami için zor günlerdir.. Bu savaşta Osmanlı ordusunun yenilmesi, Osmanlı Devleti’nin neredeyse yıkılmasına yol açacak tehlikelere sebep olur ve bu dönemde Timur’un Moğol komutanları, Ulu Cami’yi ot ambarı olarak kullanırlar ve Bursa’dan ayrılırken de Ulu Cami’yi yakarlar. Timur istilasının ardından, Karamanoğlu Beyliği de Bursa’yı işgal eder ve Ulu Cami’nin dış kısmını, tavana kadar yığdırdığı odunlar ile ateşe vererek yaktırır. Bugün hala taşların üzerinde, o yangının izlerini görmek mümkündür.

Ulu Cami’nin Sırları

Tarihin tozlu sayfaları artık geride kalmış olsa da, izler elbette ki silinmiyor. Bir zamanlar taşları toprak olsa da, kubbeleri yıkılsa da, tarih yitip kaybolsa da Ulu Cami tüm ihtişamıyla orada duruyor. Ulu Cami, kubbelerinin altında nice sırlar da barındırıyor. Kimini anlamaya ilmimiz yetiyor, kimisini ise fark edemiyoruz bile. Ulu Cami’nin göz alıcı mimarisi ve hat yazılarında anlayamadığımız hala çok fazla şey var. Hattat olan merhum dedem, Ulu Cami’nin her kapısının, her köşesinin Allah kelamı ile donatıldığını ve Ulu Cami’nin açık bir hat sergisi tadı verdiğini söylerdi hep. Elbette ki her köşesinde bir sır olduğunu da.

Bursa Ulu Cami Resimleri

Kabe Resmi

Ulucami’nin tam kıble yönünde, duvarda bir kabe resmi bulunmaktadır. Bu Kabe resminin üstünde bir hat yazısı yer alır: “Allah’ım, bu resm-i şerifi, aslı gibi faydalı eyle ve daimi eyle. Dünyada iken ziyaretlerini kolaylaştır. Ahirette ise bize şefaatlerini nasip eyle. Allah’ım bu resmi buraya koyanı bağışla, bu resme bakana merhamet eyle ve bu resmi yapan fakire dua edenlere saadetler ihsan eyle. Seçkin Nebi (a.s) üzerine salat ve selam getiririlmeye devam ettiği müddetçe de hayrı ve bereketi üzerinden eksik etme.” Derler ki, yeryüzünün ilk mabedi olan, müminlerin kıblegahını gösteren bu resme bakanlar muhakkak Kabe’yi yaşarken de göreceklerdir.

Bursa Ulu Cami Resimleri

Vav Harfinin Manası

Ulu Cami’yi ziyaret edenler bilecektir. Kabe resminin hemen altında bir Allah (cc) yazısı mevcuttur. Allah lafzının altında ise, birçok rivayetlere dayanarak herkesin özel bir anlam yüklediği ve insanların orada namaz kılmaya özen gösterdiği, yeşil bir vav harfi bulunmaktadır. Vav harfinin önemi Hızır Aleyhisselam’dan kaynaklanır. Rivayete göre Hızır Aleyhisselam, beş vakit namazın bir vaktini muhakkak Ulu Cami’de, bu vav harfinin önünde kılarmış. Ulu Cami’de bulunan vav harfini kim, ne zaman yaptı bilinmiyor. Vav harfinin, Allah’ın yemin ifadelerinde kullandığı bir harf olduğu ve vahdeti yani Allah’ın birliğini temsil etmesi anlamında kullanıldığı bilinmektedir.

Kabe Kapısının Örtüsü

Ulu Cami’de, Sultan Yavuz Sultan Selim tarafından, 1517’de hediye edilen Kabe örtüsü bulunmaktadır. Bu hediye, elbette Ulu Cami’ye ne kadar fazla değer verildiğinin de göstergesidir.

Beşinci Makam

İslam alimleri de Ulu Cami’ye çok kıymet vermişlerdir. İsmail Hakkı Bursevi gibi alimler, Ulu Cami’yi beşinci makam olarak nitelendirmiştir. Dünya coğrafyasında, kutsal makamlar olarak nitelendirilen beş makam bulunmaktadır:

  • 1.Kabe (Mekke)
  • 2.Mescid-i Nebevi (Medine)
  • 3.Mescid-i Aksa (Kudüs)
  • 4.Mescid-i Emeviyye (Şam)
  • 5.Ulu Cami (Bursa)

Ulu Cami de bu beş makamdan biridir. İlahi aşka yürüyen tüm yolculukların istikameti ve bir nevi feneridir.

Minberdeki Güneş Sistemi

Minberin mihrap tarafında, bazı kabartmalar görülür. Bu kabartmalar, güneş ve dokuz gezegenin temsilidir. Pluton’un bile 1930 yılında keşfedildiğini düşünürsek, burada çok yüksek bir ilim bulmak da mümkündür.

Bursa Ulu Cami Resimleri

Cami’nin Ortasındaki Şadırvan

Ulu Cami’ye gelenler bilirler. Caminin tam ortasında akan bir şadırvan vardır. Yine rivayet odur ki, Ulu Cami inşa edilmeden önce orada bir ev, o evde de yaşayan bir hanım teyze varmış. Caminin oraya yapılması karar verildiğinde, o hanım teyze gönül koymasın diye, bu pınarın suyu zayi edilmemiş ve çeşmeye çevrilmiş. Sevabı, vesile olanlara olsun.

Ulu Cami’de İlk Namaz, İlk Cuma, Somuncu Baba

Ulu Cami, 1399 yılında, bir Cuma günü, dualarla açar kapılarını.. Padişah Yıldırım Bayezid, Emir Sultan Hazretleri, Bursa’nın o dönemki kadısı Molla Fenari kısacası herkes oradadır. Sultan Bayezid Han o gün orada Cuma hutbesini okuması görevini Emir Sultan’a verir. Emir Sultan ise: “ Sultanım! Zamanın büyük alimi ve mana büyüğü burada iken, bizim hutbe okumamız uygun değildir. Bu cami-i şerifin ilk hutbesini okumaya layık zat, işte şu kimsedir.” der. Emir Sultan’ın işaret ettiği zat, o zamana kadar herkesin sıradan bir insan olarak gördüğü, ekmek pişirip sattığı için Somuncu Baba olarak lakap verilen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleridir. Herkes şaşkındır. Somuncu Baba minbere çıkar ve Ulu Cami’de ilk hutbesini verir. Minberde, bazı alimlerin Fatiha Suresi’nin tefsirinde müşkilatı olduğunu söyleyerek, Fatiha Suresi’ni yedi farklı tarzda tefsir eder. Molla Fenari, hutbeden sonra : “Somuncu Baba’nın büyüklüğüne bu keramet şahittir. Vallahi müşkülümüzü giderdi.” der. Çünkü ilk tefsiri cemaatin hepsi anlar, ikincisini bir kısmı, üçüncüsünü anlayanlar ise çok az olur. Sonraki tefsirleri ise kimse anlayamaz. Daha sonraları Molla Fenari bu tefsirleri kaleme alır. Ulu Cami’nin üç kapısı vardır ve ilk Cuma namazı çıkışında, herkes Somuncu Baba için, “Bizim kapımızdan çıktı”, der. Somuncu Baba’nın üç kapıdan aynı anda çıktığı söylenir. Somuncu Baba ifşa olduktan sonra, halk tarafından bilinip, tanındığını söyler ve bugün Bursa’da Dua Çınarı denilen yerde Bursa’ya dualar ederek şehirden ayrılır. Ramazan ayından bu yana Somuncu Baba’nın yaşadığı ev ve fırının olduğu yer restore edilmektedir. Bu mekan da manevi anlamda yüksek bir havaya sahiptir.

Zatların Buluşma Yeri

Üftade Hazretleri, Ulu Cami’de 18 yıl müezzinlik yapmıştır. Üftade Hazretleri, Ulu Cami’nin, büyük zatların toplandığı yer olduğunu dile getirir. Bugün de bizler, Üftade Hazretleriyle aynı düşünceyi paylaşmaktayız ve her Cuma günü, dünyanın her bir yerindeki büyük zatların; Mevlana’nın, Mahmut Hüdayi Hazretlerinin, Emir Sultan Hazretlerinin, Somuncu Baba’nın, Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin, Yunus Emre’nin ve isminin ötesine geçmiş tüm ruhaniyetlerin, mekanlarından Ulucami’ye geldiklerini ve orada büyük zatların buluştuğunu müjdeleyen Üftade Hazretlerine bugün de kalben inanmaktayız. Üftade Hazretleri’nin kendi anlatımıyla:

Ya camia’l kebir, tuba limen yezurüke fi’l-leyli ve’n-nehar
Ey büyük cami ve ey büyüklerin toplandığı yer, seni gece ve gündüz ziyaret edenlere müjdeler olsun.

Ulu Cami ve manevi sırları, elbette ki bu kadar değil. Belki de yazının da ötesinde bazı şeyler. Yazının ötesinde bir his, kalemden daha keskin bir iz. Ulu Cami aşka adanmış bir yol gibi. Doğarken geldiğimiz, ölürken içinden geçtiğimiz son mekan. Ulu Cami, kubbede yankılanan müezzinin sesinin, kalbine ulaşması hali. Pencere kenarında, bir mushafın sayfalarında zamansız bir andır Ulu Cami.. Namazın son selamını verip, başını kaldırdığında, şu geçen belki de Hızır (a.s )’dır dediğimiz yerdir Ulu Cami. Sabah ezanında, Ulu Cami’den gelen sesi ayırt etmek, yolda yürürken minaresini görüp huzur bulmak, her şehirde Ulu Cami’yi aramak, Bursa denilince Ulu Cami’yi anlatmak, anlamak, yaşamak, yaşatmak.

Yönü kıble olan her mescid elbette ki güzeldir. Her mescid nurlar üzeredir. O yüzden her mescid, her kutsal mabed taş ile, kum ile, mermer ile, harcı ile değil dualarla örülür. Belki de o yüzden, her mabed başka bir tecellidir.. Sırrı dökülmeyen bir aynadır mescidler.

Bir sırrı kalbe ifşa etmektir Ulu Cami. O yüzden bu ulu mabedi görmeyenler, dünya gözüyle bir kere de olsa görsünler. Kimbilir belki aynı vaktin namazında buluşuruz bir gün, kimbilir.

Selam ve dua ile

1 Yorum Bulunuyor

  • Şeyma Nur Sarıoğlu
    2014-01-07 | Permalink |

    Allah razı olsun çok güzel bir yazı. Ulucami’ye birçok kez gittim ama yazınızla Ulucami hakkında hiç bilmediğim şeyler öğrendim. Teşekkürler…

1 Trackback

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *