Âyinesi İştir Kişinin

Âyinesi İştir Kişinin

Zeynep Karaca

Çok önceden izlediğim bir dizide diyet yapan karakter sinirle işyerine girip ‘sokakta herkes yemek yiyo kimse bizi düşünmüyor mu’ diye bağırıyordu diyet yapıp yemek yiyememek de acı vericidir herhalde ama ‘olmadığı’ için ‘bulamadığı’ için yiyememenin verdiği acıya kıyaslanamaz bile.

Benzer şekilde üniversitedeyken hocalarımızdan biri bahçede bir şeyler atıştıran arkadaşıma yaklaşıp “senin şahitliğin kabul edilmez” demişti çünkü dinimiz başkalarının gözü önünde, sokakta yemek yiyenin şahitliğinin kabul edilmeyeceğini söylüyor. Bunu ilk defa o zaman duymuştum sanırım, dürüst olmak gerekirse o dönemde günümüz için geçerliliği hakkında da biraz şüpheliydim. Şahitliğin kabul edilip edilmeme mevzusunun içinde bulunduğumuz zamanda pratik anlamda bir karşılığı olmadığından belki de önemsememiştim ancak insan her şeyi ilk duyuşta kavrayamıyor, bir şeyi idrak etmek için ona hazır olmak gerekiyor şimdi anlamaya biraz daha yakınım galiba.

Meseleye sadece şahitlik kabul edilip edilmemesi acısından bakarsak arkasındaki mesajı kaçırıyoruz, sadece duyarsak kulağımıza çalınan kadarını anlıyoruz. ‘Bunlar kaldı mı yaaa..‘ diyerek dinlediğimiz sürece sözün değil de ardındaki fikrin önemli olduğunu göremiyoruz. Yahut bu benim kişisel olarak eksikliğimdir ve ben göremiyorumdur, olabilir.

Yine de şuna bakmaya ne dersiniz; iletişiminin en temel noktası konuşmak olan insan, halka ait alanda onların göreceği şekilde yemek yediğinde ‘sözünün doğruluğuna güvenilmemekle’ cezalandırılıyor artık senin söylediğin sözün bir kıymeti yok deniyor. Düşününce bu kadar büyük bir cezaya sebep olan şeyin de bu denli büyük manaları olmalı diyor insan. Bunu anlamaya en yakın olduğumuz günler belki de içinde bulunduğumuz Ramazan ayı. Eminim Ramazan’ın yaz aylarına gelmesi nedeniyle azalan oruçlu sayısından dolayı evlerde ‘kimse oruç tutmuyor artık, sokağa çıkınca Ramazan’da olduğumuzu anlayamıyoruz, eskiden oruç tutana saygıdan oruçlu olmayanlar bile dışarıda yemez içmezdi’ gibi konuşmalar yapılıyordur. En basit anlamda Ramazan için ‘aç olanın halinden anlamamıza yardımcı olur’ denilirken bu meseleleri bir kere daha değerlendirmek için bulunmaz bir zaman diye düşünüyorum.

Aslında hazır bazı şeyleri gözden geçirmeye başlamışken ‘modern zamanlarda’ sokakta yemek yeme kavramını da bir daha gözden geçirmekte de fayda var.Instagram, Facebook yahut Twitter vasıtasıyla ‘paylaşılan’ yemek fotoğrafları da halk içinde, göz önünde yemek içmek kapsamına giriyor mu?
Evet, şık bir sofra görünce fotoğrafını çekmeden duramamak gibi yeni bir hastalığımız var e hazır fotoğrafını çekmişken de gösterelim istiyoruz ama… Ama biraz önce sorduğum sorunun cevabı ‘evet göz önünde yemek yemek kapsamına girer’ ise -ki bence öyle- sözüne güvenilmeyecek insanlardan oluyoruz demektir. İslamın naif bir biçimde sorguladığı, olmasını istediği ‘insan’dan gitgide uzaklaşıyoruz demektir.

İsterseniz ‘âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ diyelim isterseniz Sertab Erener misali ‘incelikler yüzünden’ diyelim düşünmeden hareket etmek gibi bir lüksümüz olmadığını görmeliyiz. Çünkü sonunda, bir türlü yaklaşamadığımız kâmil insan derecesinden hızla uzaklaşmak var..

1 Trackback

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *