Tesettür giyim artık tek bir estetik anlayışın etrafında şekillenmiyor. Kimi kadın gardırobunda daha rafine ve zamansız bir çizgi arıyor, kimi de şehir hayatına uyum sağlayan modern parçaların peşinde. Dolayısıyla bugün iyi bir tesettür markasını yalnızca “ihtiyacı karşılıyor mu?” sorusuyla değerlendirmek yeterli değil; nasıl bir kadın hayal ettiğine ve o kadına nasıl bir giyim dili önerdiğine de bakmak gerekiyor.
Bu kez sezonun en çok konuşulan isimlerini sıralamak yerine, kendi estetik dünyasını kurma konusunda dikkatimizi çeken dört markayı seçtik. Ortak noktaları aynı görünmek değil; tam tersine, birbirlerinden ayrılabilmeleri. Biri daha rafine bir gardırop anlayışına, biri şehirli ve rahat stile, biri zamansız tasarıma, diğeri ise yeni nesil minimalist çizgiye cevap veriyor.
Ve listenin sonunda, yalnızca kıyafetleriyle değil taşıdığı anlamla dikkat çeken özel bir isim var.
1- Lavinia Couture: Ulaşılabilir Bir Gardıropta Tasarım Arayışı
Lavinia Couture’un hikâyesi 2015 yılında küçük bir evde birkaç makineyle başlıyor. Marka zaman içinde üretim alanını büyüterek bugün kendi tasarım ve üretim merkezine ulaşmış durumda. Kalite, zamansız tasarım ve el işçiliği ise markanın kendi anlatısında öne çıkan başlıklar arasında.
Bugün koleksiyonlarına bakıldığında bu yaklaşımın karşılığını takım, gömlek, pantolon, elbise ve dış giyim arasında kurulabilen bütünlüklü gardıropta görmek mümkün. Sade kesimli parçaların farklı renklerde sunulması, tek sezonluk bir görünümden ziyade birbirine eklenebilen bir dolap kurmak isteyenler için markayı ilgi çekici hale getiriyor.
Kimin için? Dolabını tek tek trend parçalarla değil, birbiriyle konuşan parçalarla kurmak isteyen kadınlar için.
Stil notu: Lavinia’dan tek bir parça seçmek yerine aynı renk ailesinden iki parçayı bir araya getirip üçüncü bir nötrle kırmak, markanın zamansız tarafını daha görünür kılıyor.
2- Revena: Daha Rahat Bir Şehir Dili
Revena’yı listenin daha farklı bir yerine koymak gerekiyor. Markanın tasarım yaklaşımında hareket, konfor, dayanıklılık ve gündelik kullanım öne çıkıyor. Etek ve pantolonların yanı sıra gömlek ve farklı üst giyim parçaları da koleksiyonun önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Bu tarafı, tesettür giyimde alışılmış kombin formüllerinin dışına çıkmak isteyenler için ilginç hale getiriyor. Bej poplin etek, kahve tonlarında pantolon veya sade bir siyah etek gibi parçalar; gösterişli bir görünüm yaratmak yerine iyi oranlanmış, şehirli bir gardırobun zeminini oluşturuyor.
Kimin için? Rahatlığı önceliklendiren ancak konfor uğruna stilinden vazgeçmek istemeyen kadınlar için.
Stil notu: Burada ana fikir daha fazla aksesuar kullanmak değil, iyi bir siluet kurmak. Geniş bir alt parçayı sade bir üst, güçlü bir çanta ve temiz bir eşarpla tamamlamak çoğu zaman yeterli.
3- Zeynep Şule: Zamansızlık ve Kullanışlılık
Zeynep Şule’nin marka yaklaşımında dikkat çeken unsurlardan biri kullanışlılık. Giyinmeyi her gün tekrarlanan bir pratik olarak ele alan marka, iyi tasarlanmış ve uzun süre kullanılabilecek parçalarla modern bir görünüm kurmayı hedefliyor.
Bu yaklaşım, bugün moda dünyasında giderek daha fazla karşılık bulan “daha az ama daha iyi” fikrinin tesettür giyimdeki karşılıklarından biri olarak okunabilir. Sezon değiştiğinde tamamen yeni bir gardırop kurmak yerine, formu ve rengi doğru seçilmiş bir ceketi farklı alt parçalarla kullanmak ya da iyi bir gömleği yalnızca ofiste değil hafta sonunda da değerlendirmek gibi.
Kimin için? Alışveriş yaparken “Bu parçayı gelecek sezon da giyer miyim?” sorusunu soran kadınlar için.
Stil notu: Zeynep Şule’nin parçalarını sürekli yeni trendlerle değiştirmek yerine, güçlü aksesuarlarla güncellemek daha etkili. Böylece parçanın zamansız karakteri korunuyor.
4- Majo | Pelin Yıldırım: Tasarımcı İmzasını Öne Çıkaran Bir Dil
Majo, listenin daha tasarım odaklı tarafını temsil ediyor. Pelin Yıldırım imzası taşıyan koleksiyonlarda, tesettür giyimin alışılmış formlarından ziyade siluet, kumaş, desen ve detayların birlikte kurduğu güçlü bir tasarım dili öne çıkıyor.
Özellikle koleksiyon görsellerinde dikkat çeken sade ama karakterli elbiseler, heykelsi formlar ve ölçülü detaylar, markayı yalnızca günlük ihtiyaçlara cevap veren bir giyim markasından ayırıyor. Burada amaç sezonun her trendini aynı anda kullanmak değil; tek bir parçanın görünümün karakterini belirlemesine izin vermek.
Kimin için? Giydiği parçanın yalnızca “şık” olmasını değil, tasarım hissi taşımasını ve görünümüne karakter katmasını isteyen kadınlar için.
Stil notu: Majo gibi tasarım dili güçlü markalarda kombini fazla aksesuarla tamamlamak yerine parçanın kendisine alan açmak daha etkili. Sade bir eşarp, temiz bir ayakkabı ve tek bir güçlü çanta çoğu zaman yeterli.
Bonus:
Şule Senin Hikâyen — Bir Markadan Fazlasını Arayanlara
Bu dosyanın sonunda bir markayı diğerleriyle aynı ölçekte değerlendirmek istemedik.
Şule Senin Hikâyen, ismiyle bile tesettür giyimin yalnızca bugünün moda diliyle açıklanamayacağını hatırlatan farklı bir yerde duruyor. Şule Yüksel Şenler’in Türkiye’de tesettürlü şehirli kadın kimliğinin oluşumundaki kültürel etkisi düşünüldüğünde, bu isim üzerinden kurulan marka anlatısı giyim ile hafıza arasındaki ilişkiyi de gündeme getiriyor.
Burada bizi ilgilendiren yalnızca hangi elbisenin güzel olduğu değil. Bir markanın neden var olmak istediği, hangi değerleri taşıdığı ve kendisinden önce gelen bir hikâyeyle nasıl ilişki kurduğu.
Belki de bugün tesettür giyim dünyasında eksikliğini hissettiğimiz şey tam olarak bu: Her yeni markanın daha fazla ürün söylemesi değil, söyleyecek bir şeyinin olması.
Farklı Giyim Dilleri, Ortak Bir Arayış
Bu dört marka ve bir özel isim, tesettürlü kadının artık tek bir stil kategorisine sığmadığını gösteriyor. Zamansız bir gardırop isteyen de var, şehirli ve rahat giyinmek isteyen de; tasarım detaylarına önem veren de, daha minimalist bir estetik arayan da.
Dolayısıyla tesettür giyim dünyasının geleceği, herkese aynı silueti önermekten çok farklı kadınlara farklı giyim dilleri sunabilen markalarda yatıyor.
Belki de yeni dönemin asıl meselesi “tesettüre uygun ne var?” sorusundan biraz daha ileri gitmek:
“Ben nasıl bir kadın olarak giyinmek istiyorum ve bunu hangi marka dili bana daha iyi anlatıyor?”
Giyim-duruş, tam da bu soruyla kişisel bir meseleye dönüşüyor.















Yorumlar