Ünlü Modacı Tanju Babacan ile Hayat, İnsan ve Moda Üzerine Konuştuk

Ünlü Modacı Tanju Babacan ile Hayat, İnsan ve Moda Üzerine Konuştuk

Moda Tasarımcısı Tanju Babacan Röportajı

Modacı Tanju Babacan ile koleksiyonlarının yanı sıra, ürünlerinin tesettürlü hanımlar tarafından da giyilebilir ve tercih edilebilir olmasının nedenlerini, hayata ve insana dair düşüncelerini konuştuk.

Tanju Babacan tasarımlarını gerçekleştirirken rastlantısal çizimler yapmadığını ve kendini hayal dünyasına bıraktığını söylüyor. Modanın, dünyada ve Türkiye’deki ifadesi arasında çok büyük farklar olduğunu söyleyen Babacan, moda deyince aklına; pahalı olan, çabuk küsüp yeniden barışan, tekerrür olan bir yaşam biçimi geldiğini belirtiyor. Tanju Babacan bilinen yönüyle bir moda tasarımcısı olmanın da ötesinde, aslında manevi yönü ile yaşamına ve kendi çevresine fark katmış biri olarak çıkıyor karşımıza. Koleksiyonlarında her tarzdan kadına hitab etmeyi esas edinen modacı, “düşündüğünüzden fazla tesettürlü hanım beni sever ama düşündüğünüz kadar tesettürlü müşterim yok” diyerek farklı bir noktayı da vurguluyor.

Tanju Babacan, tesettürlü hanımların yaptığı giyim hatalarını vurgulayarak, bu hataları yapanların diğerlerine hep laf getireceğini ve hep üzeceğini söylüyor. Kur’an-ı Kerim’i okuduğunda anladığı tesettür lezzetiyle tesettürlü hanımların tesettür ifadesinin bir olmadığını üzerine basarak söyleyecek kadar da cesur. İşte anlattıkları.

Moda Tasarımcısı Tanju Babacan Röportajı

YesilTopuklar.com: Sizin için moda neyi ifade ediyor?

Tanju Babacan: Modanın dünyadaki ifadesi ve Türkiye’deki ifadesi arasında büyük farklar var. Biz ülkemizde hala modayı doğru ifade edemiyoruz. Dünyadaki ifadesi trendi yönlendirecek kapasitede, devletin arkasında olduğu ve ülkeyi temsil eden bir olgu, bir ihtiyaçtır. Ama Türkiye’de ise dünyayı takip ettiğimiz için biz bunu biraz da bilinçsiz yaptığımız için moda tek tiplilik bir hal almaya başladı. Yani moda tutkunluğu stilsizliğe sebep oldu. O sebeple moda deyince aklıma gelen ilk şey maalesef ki tek tiplilik olur. Oysa stilinizin üzerine moda olanı oturttuğunuz zaman ‘sizce’ bir şey olur. Moda diyince aklıma pahalı olan, çabuk küsüp yeniden barışan, tekerrür olan bir yaşam biçimi diyebilirim.

YesilTopuklar.com: Peki, moda evrensel midir? Ya da evrensel moda diye bir şey var mıdır?

Tanju Babacan: Dünyadaki trend polisleri evrenselliği tek tiplileştirdi. Fakat mesela Afrika’ya gittiğim zaman ne kadar da kendine özgü insanlar olduğu görebiliyorum bunun gibi başka ülkeler sayabiliriz ama bir tek Türkiye’de kendine özgülük göremiyorum. Çünkü iyi modernizasyon eden tasarımcı arkadaşlarımız yok. Biz yurtdışına özentimizi devam ettirip kendi içimizdekini çıkaramazsak hiçbir zaman biz, biz olamayız. Önce biz, biz gibi olmalıyız ama maalesef öyle değiliz. Örneğin ülkemizde tesettürlü hanımların giyimleri ne kadar birbirlerine benziyor. Oysaki ayette örtünmeden bahsediyor, tek tip olmadan bahsetmiyor. Burada da işte stil sorunu ortaya çıkıyor.

Herşey “Oku” ile başladı ama maalesef  bizde oku yok, sadece bak var!

YesilTopuklar.com: Güzel giyinen, tabiri caizse “ikon” olarak görülen kişilerin tasarımcılığa soyunmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Tanju Babacan: Tabii burada şimdi yıllarını vermiş, bu işin mutfağını çok iyi bilen, gustosu sağlam ve aynı zamanda da Allah’ın (c.c.) vermiş olduğu tasarım kabiliyeti olan arkadaşlarımın yalnızca güzel giyinmeyi biliyor parası var ve dolayısıyla Türkiye’deki televizyon sistemi ve Türkiye’deki halk neyi verirsen en azından onu algılıyor. Oku yok hâlbuki oku ile başladı her şey ama maalesef oku yok, bak var sadece ve hatta bak ama görme bitek bak. Her gün neye bakıyorsan ve orada da size sürekli bu modacıdır diye verdiklerinde o kişi senin için modacı oluyor. Ben buna karşı mıyım hayır değilim. Herkes yapabilir, herkese açık olabilir ama sektörde işinin entelektüeli olanlar ve olmayanlar aşikârdır. Bir müddet sonra sıkılıp dökülme ihtimalleri yüksektir. Hatta bir dönem bu konu öyle hale geldi ki mankenler bile modacı olmaya ve bilirkişi olmaya başladılar. Valla bana ayıp olmuyor da benden büyüklerime biraz daha ayıp olur gibi geliyor bana.

YesilTopuklar.com: Türkiye’de “marka giyinmek” diye bir şey var ve bu konuda Türk halkının tasarımcı odaklı bir moda anlayışı oluşmamış. Bunun sebebi nedir sizce?

Tanju Babacan: Eski yıllara göre Türkiye’deki tasarımcılar biraz daha nefes alır durumdalar. Tasarımcılara rağbet var, yok diyecek durumda da sayılmayız aslında. Ancak markacılık evet var, markayı çok iyi kopya edebilmek evet var. Bugün pazarımızda bile dünyaca ünlü markaların defilelerinden hemen sonra taklit ürünlerini görebiliyoruz. Ben marka giyinmek kötü bir şeydir demiyorum çünkü o markanın başında çok profesyonel insanlar var, büyük enerjiyle hazırlanan bir koleksiyondur onlar. Bu koleksiyonda da tabii ki çok büyük bir gusto var çok büyük bir kumaş kalitesi var, bir matematik var o koleksiyonun üzerinde ve böyle bir ürüne sahip olmak hepimizin hakkı ve hepimiz isteyebiliriz. Ama baştaki cevaba geliyorum, eğer siz bir stil sahibi olup da o markayı tercih ediyorsanız ve o markanın sizin sitilinize uygun olanını giyiyorsanız ve eğer siz bu markayı giyerken sizden önce çantayı sokmaya çalışmıyorsanız amenna… Ama eğer marka olan eşarplar ve marka olmayan eşarplar diye kategorize ediyorsanız işte o zaman elbise sizin daha üstünüze çıkmış ve siz daha geride kalmış oluyorsunuz. Mesela kocaman bir markayı bir çantanın üzerinde görmek ve o çantayla dolaşmak hiç güzel gelmiyor bana.

Moda Tasarımcısı Tanju Babacan Röportajı

YesilTopuklar.com: Peki, siz markacı biri misiniz?

Tanju Babacan: Ben markacı bir insan değilim ama bu marka bir şeylerim olmadığı anlamına gelmiyor. Yurtdışına gittiğim zaman bitpazarından alışveriş yapabilirim, giyinilmiş ürünleri giymeyi seviyorum, yaşanmışlıkları yaşamayı seviyorum. Bazı insanlar böyle bir fikre dahi sıcak bakmaz. Bazen arkadaşlarımın üzerinde görüp beğendiklerimi çıkar, “bu benim olsun” dediğim bile olur. Çok elbiseci bir adam olmadım ben. En güzel elbise ruh kalitesidir, duruştur. Belki ben giyimle iç içe olduğum için ve giyim benim elimin kiri olduğu için markacı olmayı manasız buluyorum ya da belki de çok uzun boylu biri değilim bu sebeple jilet gibi giyinmeyi sevmiyorum. Şık giyinenleri seviyorum, takdir ediyorum ama ben o muyum? Hayır. Erkek modasında ne var, ben ne giymeliyim diyecek biri değilim. Zaten trendleri çok takip eden biri de değilim. Salonumda moda dergisi bulamazsınız ya da markalar hangi ürünleri çıkarmış diye pek bakmam. Benim bir oyun bahçem var ve o oyun bahçesinde eğleniyorum.

YesilTopuklar.com: Yeni bir koleksiyonuz ilk çıktığında ve moda severlerle buluşmaya başladığında ne hissediyorsunuz?

Tanju Babacan: Evvela koleksiyonun ilk doğum aşamasında Rabbime sığınırım. Çünkü Cenabı hak müsaade etmezse siz hiçbir şey yapamazsınız. Ayrıca zaten sizin yaptığınız böbürleneceğiniz bir şey de değil.
Ben hep beklerim gülün kokusunun geldiği yerden gelmesini. Rastlantısal çizimler yapmam! Hayal dünyama bırakırım kendimi ve o hayal dünyamın da nereden geldiğine vakıfım. İşte onu yakaladığımda her şey başlar. Ardından nasıl kumaşlar kullanacağıma, nasıl baskılar kullanacağıma karar veririm. Her şey biter kalbim mutmaindir, ‘elhamdülillah’ derim. Sonrasında stiline güvendiğim bazı ketum arkadaşlarıma sunum yaparım ve nihayetinde bir defile ile sunulur. Sunulduğunda da kalabalık bir gruptan takdir toplarım, çünkü koleksiyonu yaparken ben tek tip kadına hitab etmemeyi tercih ederim. Defile salonundaki tesettürlü bir kadında bir şeyler beğenmeli, lezbiyen bir kadında… Yani kadın yelpazesindeki hep tip kadına hitab edecek bir parçanın koleksiyonumda bulunmasını tercih ederim. Bir kadın mutlaka içinden bir parçası sevmeli. Nitekim takdir edersiniz ki benim müşteri portföyümde Bülent Ersoy gibi ağır maksim kokan ağır bir ego da vardır, Nil Karaibrahimgil gibi büyük bir pop star da vardır, fevkalade tesettürlü bir hanımda… Yani çok renkli kadın tipleriyle çalışıyorum ve bu hizmeti tam yapmalıyım.

Muhafazakâr camianın çok kapıları açık, çok kapıları kapalı… Rabbimin kapıları ise sonuna kadar açık. Bu ne kadar da tezat bir durumdur.

YesilTopuklar.com: Hurafe Koleksiyonunuzdan biraz bahseder misiniz?

Tanju Babacan: Şuan önümüzdeki yaz sezonu hazırlığı içerisindeyim, yani yeni bir doğum dönemindeyim. Çekimlerini Tanzanya’da yaptığımız Hurafe koleksiyonumu yaparken kendimden yola çıktım kendi hurafelerim vardı. Örneğin eskiden ben tuvalete girerken Allah’ı kapıda bırakıyordum. Kendi kendime öyle bir hurafeye inanıyordum. Sonraları “kimi nerede bırakıyorsun” dedim kendi kendime, bastığımız yerin sahibini hangi metrekarede bırakabiliriz ki? Tevafuk oldu ki Afrika’da tam yeriydi hurafelerin. Türkiye’nin en popüler hurafesi nazar boncuğudur ve bunu herkes bilir ve hemen hemen herkes buna inanır. Her gelinin içinde bir nazar boncuğu bulundurulur. Zaten o boncuk içinde ve kimse görmeyecek. Ne manası var onu takmanın! Nazar yok mu var, büyü yok mu var ama ben o alanlara girmiyorum. Ben o alanlara girmezsem onlar bana gelmez. Her dinde bir nazar duası vardır asıl sen o boncuğu diline koy. Nazardan koruyan dilin olsun duayla…

Hurafe koleksiyonumu tasarlarken ‘tasavvufçulara’ sordum çok fazla manalar yüklendi, ‘şeriatçılara’ sordum daha karizmatik bir cevapla karşı karşıya kaldım yani karizmatik dediğim direk ayetlerle cevap verdiler. Bazı harfler dışında diğerlerini kullanmakta bir sorun olmadığını öğrendim ve bende aralarından ‘vav’ ve ‘tı’ harflerini seçtim. Belki Tanju’dan dolayı “tı” hoşuma gitti. “Vav” zaten çok bilinen bir harfti. Sonuç olarak harfleri kullandım, nazar boncuklarını kullandım, kapanma noktasını çok farklı boyutlara getirdim. Çok fazla beğeni aldım. Harflere takılanlar da oldu. Kapalı camianın çok kapıları açık, çok kapıları kapalı… Rabbimin kapıları ise sonuna kadar açık. Bu ne kadar da tezat bir durumdur.

Moda Tasarımcısı Tanju Babacan Röportajı

YesilTopuklar.com: Tesettürlü hanımların size ve koleksiyonlarınıza ilgisi oldukça fazla. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Tanju Babacan: Sizin aracılığınızla tesettürlü hanımlara şunu söylemek isterim ki eğer beni koleksiyonlarımda bulunan kapalı tasarımlar için beğeniyorlarsa hiç beğenmesinler daha iyi ve buradan her birine saygılarımı iletiyorum. Beni başka noktada sevsinler. Onun dışında benim koleksiyonlarımda zaten uzun etek, uzun kollar, uzun elbiseler hep olacaktır.

YesilTopuklar.com : Ancak şu bir gerçek ki koleksiyonlarınızda genellikle tesettürlü hanımların da çok rahat kullanabilecekleri tasarımlar bulunuyor. Açıkçası bu pek alışılagelmiş bir durum değil. Bu bir tesadüf mü?

Tanju Babacan: Ben eğer kadına hizmet ediyorsam her kadına hizmet etmek zorundayım. Türkiye’de tesettürlü kadınlar var, lezbiyen kadınlar var, bürokraside olan kadınlar var, sporcu kadınlar var… Ben her kadına hitab edebilmeliyim.

Bir genç kızın ruhu kapanmak istemiyorsa o zaman ruhu kapananlara hep laf getirten olacak, hep üzen olacak!

YesilTopuklar.com: Tesettür giyim tek tip olmaktan çıktı, Tesettürlü hanımların giyim tarzlarındaki değişimi nasıl yorumluyorsunuz?

Tanju Babacan: Tesettürlü hanımların giyim şekillerini beğenmiyorum ancak bir kısmı müstesna… Ben Nasuh tövbelerimi ederken mübarek Kur’an-ı Kerim’de gördüğüm ve anladığım tesettür lezzetiyle, tesettürlü hanımların tesettür ifadesini bir bulamadım. Düşündüğünüzden fazla tesettürlü hanım beni sever ama düşündüğünüz kadar tesettürlü müşterim yok. Ben tamamen tesettürlü bir kıyafet tasarlarken kadını arkadan da, önden de, sağdan da, soldan da hatlarını hiç belli etmeden kıyafet yapmayı tercih eden bir tasarımcıyım. Dolayısıyla fazla rağbet görmem ben. Ben çok ‘marka tesettürlü’ hanımlar gördüm geyik yutmuş boğa yılanı gibi ama çok şık ve zarif tesettürlü hanımlar da gördüm.

Bir insan neden kapanır ile neden kapanmalı arasında fark vardır. Kapanıyorsa Allah (c.c.) rızası için kapanmalı, rıza makamı da bana göre –hani o makama gittiğimden, bildiğimden demiyorum– sanki tevazu ister diye düşünüyorum. Neden kapanıra gelince o kızcağıza sormak lazım… Eve gelin geldi o yüzden mi, baba böyleydi o yüzden mi… Zaten bir sürü nedenleri varken bu genç arkadaşımız evde kapanıp dışarıya çıkmak için hazırlandığında; eltisi varsa eltisi laf söyleyecek, anne-baba bir yerden makas atacak, muhafazakar bir mahallede yaşıyorsa oradan biri bir şey söyleyecek ve böyle bir durumda o kız hadi ruhundaki stili ortaya çıkarsın bakalım. Bir de eğer ruhu kapanmak istemiyorsa işte o zaman ruhu kapananlara hep laf getirten olacak, hep üzen olacak! Ben tüm tesettürlü hanımların aralarındaki “yanlış tesettürlü” arkadaşlarına biraz sıcak bir muhabbetle yaklaşmalarını tavsiye ederim.

YesilTopuklar.com: Tesettürlü hanımların belli bir bölümü Müslüman erkeklerin, kadınların tesettürü konusunda tabiri caizse çok ahkâm kestiğini söylüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Tanju Babacan: Erkekler çok konuşma durumuna gelince önce kendi tesettürüyle muhatap olmalı. Örneğin ben tesettüre uyan bir erkek değilim, belki ucundan…

YesilTopuklar.com: Peki, Türk kadınının doğru giyindiğini düşünüyor musunuz?

Tanju Babacan: Bir kere Türk kadınının şişmanlık-zayıflık gibi takıntıları var. Ben artık şişmanlık-zayıflık konularından çok sıkılmış durumdayım ama Türk kadını çok da kötü giyiniyor diyemem. Dökülenler de var tabii ki ama çok sert bakmak istemiyorum. Bir de ben uzun yıllardır Nişantaşı’nda yaşıyorum ve gördüğüm kadın tipleri ortada, hitab ettiğim segmentler belli fakat gezdiğimde özellikle Anadolu Yakası’na geçtiğimde bazen minibüse binerim ve gözlem yaparım. Örneğin neon renkler moda olduğundan beri herkes fosforlu bir şekilde geziyor ve öyle yakıştırabiliyorlar kendilerine.

Moda Tasarımcısı Tanju Babacan Röportajı

YesilTopuklar.com: Moda kurbanı değil, stil sahibi olmaktan bahsediyoruz hep. Peki, stil sahibi olmak nedir?

Tanju Babacan: Öncelikle vücudunu tanıyacaksın ve sonrada gözlemleyeceksin. Neyin yakıştığını bilmek için aynaya bakmak değil gerçekten görmek gerekir. Çok bol giyinerek çok şık olunabilinir. Hem bol hem şık olmayı tesettürlü hanımlar neden bir türlü beceremiyorlar bilemiyorum, bu çok zor değil aslında.

YesilTopuklar.com: Hayatınızdaki en olmazsa olmaz üç şey nedir?

Tanju Babacan: Hayatımda olmazsa olmaz üç şey yok, bir şey var… Öbürleri zaten kısa süre varlar, sonra olmayacaklar.

YesilTopuklar.com: Tanju Babacan bir şehir olsaydı, hangi şehir olurdu? Dünyanın hangi şehri sizin ruhunuzu en doğru yansıtırdı?

Tanju Babacan: Ülkemi tabii ki çok seviyorum ama Roma’yı çok sevdim, Afrika’yı çok sevdim ve nerde olursa olsun köy çok seviyorum, tefekkür lezzetini çok seviyorum.

YesilTopuklar.com: Son olarak YesilTopuklar.com ziyaretçilerine söylemek istedikleriniz?

Tanju Babacan: Son zamanlarda bana Twitter’dan çok tepki geldi. Öncelikle buna cevaben şunu söylemek isterim. Siyaset Dergisi’nde Yılın Moda Tasarımcısı seçilmemle ilgili ‘az kumaş kullanarak mı kazandınız bu ödülü’ diyenler oldu. Siz insanları açıyorsunuz gibi bir eleştiri geldi. Söylemek istediğim şu, ben bu hizmeti veriyordum ibadetimle tanıştım ve ben bu hizmeti vermeye devam edeceğim… Siz ne şekilde giyersiniz ve nasıl taşırsınız ben onu bilemem ama benim bu hizmet çerçevesinde daha söyleyecek çok sözüm daha yaşayacak çok nefesim var. Ayrıca tesettürlü genç tasarımcılara da şunu söylemek istiyorum, bu çocukların istihdam sorunu var ve bu çocukların stil anlatabilme sorunu var.

Keyifli sohbeti için Tanju Babacan’a teşekkür ederiz…

 

3 Trackbacks

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *