Hayrünnisa Gül’ü Giydirmek İstiyorum…

Hayrünnisa Gül’ü Giydirmek İstiyorum…

Esra-Karaduman-Hayrunnisa-Gül'ü-Giydirmek-İsterim

30. yılını kutlayan Tekbir Giyim’in tasarım ekibinin başında bulunan ikinci nesil yöneticisi Esra Karaduman Uzun “Genç neslin giyim tarzındaki değişim, annelerimizi bile etkiliyor,” diyor.

Türkiye’nin ilk tesettür markalarından Tekbir Giyim, 30. yılına girdiği şu günlerde gençlere yönelik bir açılım içerisinde. Zira son yıllarda muhafazakar kesimde yaşanan değişim, genç nesillerin giyimlerine de yansıyor. Hatta genç nesillerin farklı tarzdaki kıyafetleri önceki kuşakları bile etkiliyor. Tekbir Giyim de müşterilerinden gelen talep üzerine, tesettür ölçülerini muhafaza ederek, bu değişime ayak uydurabilmek için son üç yıldır araştırma yapıyor. Gençlere yönelik tasarım ekibinin başındaysa Tekbir Giyim Genel Müdürü Cafer Karaduman‘ın kızı, Esra Karaduman Uzun bulunuyor. İkinci kuşak olarak şirkette çalışan moda tasarımcısı Esra Karaduman Uzun ile Tekbir‘in gençlere yönelik açılımını, değişen müşteri taleplerini ve modayı konuştuk.

İngiltere’de moda tasarımı eğitimi de aldınız. Size ne kattı oradaki eğitim?

Kingston Üniversitesi’nde moda tasarımı okudum. Londra’da tek düzelik olmadığı için her tarzı görebilme şansınız oluyor. Ancak Tekbir Giyim‘in klasik takım elbise tarzını değiştirmek için 2008’de Türkiye’ye döndüğümde, büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. İlk tasarımlarım uçuk kaçık bulundu ve birinci nesil yöneticiler tarafından kabul görmedi. Gözleri alışsın diye ilk başta tasarımlarımı kendim giymeye başladım. Şimdi tam olarak kendi tarzımı yansıtan modeller tasarlayabiliyorum.

Tesettürlü genç kadınların kıyafetlerinde nasıl bir değişim var?

Artık daha cesur giyiniyorlar. Pantolonu herkes giymiyordu, tunikler azdı, renklerde tek düzeydi. Şimdi tiril tiril elbiseler, uçuşan etekler giyiyorlar. Artık herkes kendi kişiliğine, kimliğine uygun giyinmek istiyor. Bugüne kadar her şeyi kısıtlı görüyorduk, ama artık bir özgüven geldi. Sanki gençler arasında bir yarış var. Üniversite öğrencileri, podyumdan fırlamış gibi çok şık ve bakımlı. Hiçbiri birbirine benzemiyor. Önceden salaş bir tarz vardı, o yıkılmış durumda. Eskiden ‘Sokağa çıktığımda dikkat çekerim,’ derlerdi. Şimdi kırmızılar, narçiçekleri, yeşilin en patlak tonları, saks mavileri var. Genç neslin tarzındaki değişim annelerimizi bile etkiliyor. Kültürel olarak da değişmeye Avrupai olmaya başladık. Kamusal alanda daha çok bulunuyoruz. Eskiden bayramlarda aileler ziyaret edilirken, şimdi yurtdışı seyahatleri yapılmaya başladı. Ekonomik gücün artmasıyla beraber muhafazakar kesim de görünür hale geldi.

Türkiye’de tesettür giyimin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tesettür giyimi tam istenilen noktada değil. AVM’lerin çoğu tesettür mağazalarını hâlâ kabul etmiyor. Halbuki muhafazakarlar da alışverişlerini AVM’lerden yapıyor. İstanbul Fatih‘e gittiğiniz zaman tesettürün kalbinin orada attığını görebiliyorsunuz; nezih butikler, cadde üzerinde çok sayıda mağaza var.

Artık tesettür defileleri de düzenleniyor.

Tesettür defileleri tepki çekmiyor artık, hatta basın dahil, herkes daha ılımlı. Eskiden acımasızca tepkiler alıyorduk. Basın da işin magazinsel boyutuyla ilgileniyordu. Normalde başörtüsü kullanmayan bir manken tesettüre bürününce ilgilerini çekiyordu. Eskiden defileye çıkma teklifimizi geri çeviren mankenler olurdu. Ajanslar mankenleri bilinçli bir şekilde seçiyor.

SÜMEYYE ERDOĞAN’A SADELİK YAKIŞIYOR

“Özel bir tasarım yapsam Türkiye’den Hayrünnisa Gül‘ü giydirmek isterdim. Tasarımları beğenirse, özel tasarımlarla devamlı bir şekilde kıyafetlerini dikmeyi çok arzu ediyorum. Hem Hayrünnisa Gül, hem Emine Erdoğan kendine has, güzel, özel ve kişiliklerine uygun giyinmeye özen gösteriyorlar. Bir giydiklerini başka bir yerde görmek imkansız; en düzgün, en güzel giyinenler onlar. Sümeyye Erdoğan ise çok spor giyiniyor, sadelik ona çok yakışıyor; özgüvenden olsa gerek, yaşına uygun giyiniyor. Açıkçası diğerleri kendi kişiliklerine göre tercihte bulunmuyorlar.”

AYAKLI SAKSI GİBİ GÖRÜNMEYİN

“En çok gördüğüm hata, desenli giyinip üstüne de desenli bir eşarp takılması. Komple baştan aşağı karmaşık desenler olursa, ayaklı bir saksı gibi görünürsünüz. Daha nezih bir görüntü için biraz daha sade giyinmelerini öneririm. İlle de desenli giyeceklerse, tek parça desenli olmalı. Başörtüsüz bir bayanın karışık desenler giymesi göze batmaz. Neden? Çünkü kısa bir tişört ya da etek giydiğinde, kollarında ve bacaklarında ten göründüğü için, o onun sadeliği olur. Ama biz baştan aşağıya komple kapalıyız, o yüzden düz renklerle o estetik görünümü sağlayabiliriz. Çantanın ve ayakkabının aynı renk olmasınaysa çok karşı değilim, kişinin kendi zevkine kalmış.

GARDIROPTA OLMAZSA OLMAZLAR

Anı kurtarmak için klasik dört parça olmalı. Siyah pileli, şifon bir etek olabilir. Bu parça her şeyle ve hemen hemen her renkle rahatlıkla kombin edilebilir. Beyaz şık bir gömlek veya bluz. Siyah blazer ceket. Siyah, beyaz ve altın renklerini içinde barındıran şık bir ipek eşarp. Bu dört parça size her ortamda eşlik edebilir.”

HUZUR SOKAĞI’NIN SETİNE GİDECEĞİM

atv’de yayınlanan Huzur Sokağı dizisinin de kıyafet sponsorusunuz.

Kıyafetinden ayakkabısına kadar tüm ihtiyaçlarını bizden temin ettiler; etek, gömlek, eşarp, ipek şal, lazer şal, bluz, hırka, pantolon, tunik, elbise, çanta… Dizinin ilk iki bölümünü seyrettim. Elbette ki en dikkat çekici unsur eşarplar ve kıyafetler. Eğer set ekibi kabul ederse, yakında alternatif eşarp bağlama modellerini göstermek için dizinin setine gideceğim.

Kaynak: Sabah

Yorumlar

“Hayrünnisa Gül’ü Giydirmek İstiyorum…” için bir yanıt

  1. sevim övünç dedi ki:

    Huzur sokağı oyuncularının başörtü bağlama konusunda bilgileri olmadığının bende farkındayım ve izlerken beni de rahatsız eden sahneleri görüyorum. Bilenin birinin konuya el atması konusunda hem fikirim. teşekkürler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir