Ben Deli Miyim Ki Psikoloğa Gideyim!

Ben Deli Miyim Ki Psikoloğa Gideyim!

Ben Deli Miyim Ki Psikoloğa Gideyim

Psikoloğa gitmeye karar vermek çoğu insan için kolay değildir. Ancak delilerin psikoloğa gideceğine dair varolan inanç birçok insanın bu kararı almasını zorlaştırmaktadır. Bu inancın doğru olmadığının artık bilindiği bu zamanlarda “peki kimler psikoloğa gitmelidir?” sorusu cevaplanması gereken en önemli sorulardan biridir.

Terapiye gitmeye karar vermek için hayatınızın işleyişinin ciddi anlamda zarar gördüğü sorunlar yaşamak zorunda değilsiniz. Bu kararı almada, tek başına aşmakta zorlandığınızı düşündüğünüz bir probleminizin olması yeterli. Herhangi bir konuda değişmeyi istemek ve kendinizi anlamaya çalışmak bu kararı almanızda yeterli olabilir.

Her bireyi terapi odasına getiren neden kendine özgü olabilir. Bunun yanı sıra, sık sık karşılaşılan nedenler günün çoğunda kaygılı olma, yaşam stresörlerine karşı sakin kalmakta zorlanma, öfkeyi kontrol etmekte güçlük yaşama, ikili ilişkilerde güvene dair sıkıntıların olması, motivasyonda azalma olduğunun farkedilmesi, genelde mutsuz hissetme, sosyal ortamlarda performans sergilerken kaygı hissetme, bazı konulara karşı takıntı gelişmiş olması, zor bir yaşam deneyimi atlatma sayılabilmektedir. Terapiye gelmeden önce genellikle yaşadığınız problemin yalnızca size ait olduğunu düşünebilirsiniz. Halbuki yukarıda bazıları sayılan örneklerden de anlaşılabileceği gibi bu problemler oldukça sık rastlanan ve “delilikle” hiç de ilgisi olmayan problemler olabilir.

Ben Deli Miyim Ki Psikoloğa Gideyim

Psikolog benim sorunumu aşmamı nasıl sağlayacak?

Karşılıklı oturarak ve sürekli sorunlardan bahsederek nasıl iyileşmeye doğru gidilebilir ki? Hem de ortada ilaç bile yokken! Terapi sürecine uzaktan bakıldığında böyle görünmesi oldukça doğaldır. Problemini çözmek için terapiye gelen kişilerin psikologlardan beklentileri de birbirinden farklı olabilir. Bir profesyonel tarafından sadece dinlenilmeye ihtiyaç duymak ya da psikologdan tavsiye istemek en çok rastlanan nedenler arasındadır.

Peki, gerçekten psikologlar sadece dinler mi ya da tavsiye verirler mi? İki sorunun da yanıtı hayır. Psikologların amacı sadece dinlemek ve akıl vererek yönlendirmelerde bulunmak değildir. Bu ikisini de yapmayan psikologların terapideki amacı; kendisine gelen danışanının yaşadığı sorunu tüm gerçekliği ile anlamasında, yaşanan sorunda kendi etkisinin olup olmadığını fark etmesinde ve probleme dair sağlıklı başetme yolları geliştirmesinde ona yardımcı olabilmektir.

Psikologların, danışanın kendini anlama çabasındaki rolü bir bilirkişi gibi davranmak değildir. Aksine psikologların amacı yaşanan sorunun nedenlerini danışan ile aynı seviyede ilerleyerek anlamaya çalışmaktır. Danışanlar yaşamlarına terapistleri dahil ettikleri süreçte terapist tarafından merakla sorulan soruları cevaplarlar ve verdikleri cevaplar kendileri için de yol gösterici olur. İşbirliği içinde çalışılan seanslar sonundaki hedef, kişinin kendi sorununu tanımlamış, anlamış, çözme yollarını deneyerek öğrenmiş ve çözümü bulmuş olmasıdır.

Her yaşadığım sorunda psikoloğa mı gideceğim?

Terapilerin sona erme kararı verilirken danışanın bir anlamda kendi terapisti olmayı öğrenmiş olması beklenmektedir. Danışanın her yaşadığı zorlukta psikoloğa gelmesi amaçlanan bir şey değildir. Kendini keşfetmeyi deneyimlemiş olan kişi terapiden sonra yaşadığı sorunları tek başına aşabiliyorsa başarılı bir terapi süreci geçmiş demektir. Burada da psikoloğun her şeyi bilen ve yöneten konumda olmaması danışanları güçlendirmektedir. Kendi terapisti olmayı öğrenmiş kişi hayatını daha sağlıklı bir şekilde sürdürecektir.

1 Trackback

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *