Yazar Zeynep Sevde Paksu İle Kitapları Üzerine Röportaj

Yazar Zeynep Sevde Paksu İle Kitapları Üzerine Röportaj

Yazar Zeynep Sevde Paksu

Çocukları hepimizden daha çok tanıyan ve onlar için harika kitaplar yazan Zeynep Sevde Paksu‘nun ışıltılı gezegenine konuk olduk. Çocuk kitapları yayıncısı ve yazarı Zeynep Sevde Paksu ile kitaplarını, çocuk edebiyatını ve çocuk dünyasını konuştuk.

Çocukluğunuza veya çocuğunuzun dünyasına inmek için satır aralarını dikkatle okuyunuz. Birdenbire sizi hayrete düşürecek bir Süper Çocuk ile karşılaşabilirsiniz.

Hümeyra Yabar: Çocuklar için şahane kitaplar hazırlayan, çocuk dünyasını içtenlikle yakalayan, çok çalışkan ve yenilikçi bir yayınevi olan “Taze Kitap” ile başlayalım… Çocuklar dışında herkesten sakladığınız, itince gökyüzüne açılan büyülü bir kapısı mı var Taze Kitap‘ın?

Zeynep Sevde Paksu: Söylediğiniz gibi bir çeşit reel dünyadan ayıran kapısı olduğunu söyleyebiliriz Taze Kitap’ın, sonuç olarak yaptığımız iş masal kurgulamak, çizmek, tasarlamak. Üstelik bizim ekip bu kapıyı devamlı sırtında taşıyor da diyebiliriz.

Yıllardır yaptığımız işe iş olarak değil, bir oyun olarak baktık hep. Elbette baskı zamanları, müşteri revizeleri gibi çok sıkıcı bunaltıcı zamanlar oluyor ama bir şekilde gökyüzüne açılan o kapıya bitişik olduğumuzu bilmek rahatlatıyor.

Yazar Zeynep Sevde Paksu

Hümeyra Yabar: Ramazan için özel hazırladığınız Hayal Kumanyası, hortumunun ucunda büyüteçi ile Fil Ozof, Osman Hamdi Bey’e içerleyen gezgin Kaplumbağa Battuta, her gün rastlaştığımız harika çocuklardan biri olan Süper Çocuk gibi oldukça güçlü karakterleriniz var. Ve bu karakterlerin her birinin ayrı bir amacı var. Bu amaçlardan söz edebilir miyiz?

Zeynep Sevde Paksu: Batının kopyası olmayan, Şark’tan beslenen ama uluslar arası bir lezzette özgün içerikler oluşturmaya çalışıyoruz. Bu içerikleri oluşturabilecek genç yazar ve çizerlere bir zemin inşa ediyoruz. Tabii bunlar iddiası büyük ama kendi küçük adımlar.

Yine de “Bizde hiç böyle işler yok, bizden iş çıkmaz.” vs şeklinde mızmızlanmak yerine gücümüz miktarınca sorumluluk yerine getirmeye, iş yapmaya çalışıyoruz.

Kitapların karakter seçiminde, üslup belirlemesinde, tasarım seçiminde en önemli önceliğimiz eğlenceli olması. “Biz size bir şey öğretiyoruz çocuklar gelin de öğrenin.” mesajından kaçınıp bir lezzet sunmayı amaçlıyoruz. Karakterleri oluştururken çok üzerinde düşünüyoruz.

Misal, Gezgin Eşek’in Oyun Atlası’nda niye eşek karakteri? Çünkü eşek çok bize ait bir tip ve komiklik yapmak için çok elverişli. Eşekli deyimlerimiz, atasözlerimizin bolluğu karakteri zenginleştiriyor ve kurguyu oluştururken bizden bir tat veriyor.

Mesela Kayıp Oruç Balığı’nda Ramazan’ı anlattım ama pratikler açısından değil, meselenin kainatla, gökyüzüyle ilişkisinden bir referans geliştirdim. Ramazan’ı bir tefekkür vesilesi olması cihetiyle kurgulayarak bir masal anlattım. Tefekkür, düşünce biçimi bir disiplini anlatırken pratiklerden çok daha elzem bir şey ve bunu idrak etmek için çocukluktan daha iyi bir çağ yok.

Kaplumbağa Battuta Günlükleri serisinde, her kitapta bir şehri anlatıyoruz fakat bunu bizim kültürümüzden bir seyahat geleneği referansıyla, İbni Battuta’nın izinden giderek yapıyoruz. Diğer yandan da seyahati çok zıt bir karakter olan kaplumbağa ile kurgulayarak da mizah imkanlarını artırıyoruz.

Yazar Zeynep Sevde Paksu

Hümeyra Yabar: En çok sevilen karakterlerinizden biri olan Süper Çocuk, etrafta gördüğümüz çocuklardan sadece biri. Soru soran, merak eden, ısrarcı olan, sıradanlığı dikkat çekici bulan. Aynı zamanda Allah ile konuşmak için her türlü yolu deneyen…

Süper Çocuk karakterini minik okuyucularınız çok sevdiği belli, peki yetişkinlerden nasıl tepkiler aldınız?

Zeynep Sevde Paksu: Süper Defter’in ilk kitabını yazdığımda bir arkadaşıma okutmuştum. Çok radikal olduğunu düşünmüştü. Yayınlandıktan sonra da başlığı doğru bulmayan, dinî bir kitabın böyle yazılamayacağını düşünen çok yetişkinle karşılaştık. Fakat Süper Defter serisi bir dini kitap serisi değil. Bir çocuk kitabı. Kafayı Allah’la konuşmaya, Allah’ı görmeye takmış bir çocuğun hikayesi. Hangimiz bu konulara kafayı takmadık ki hayatta?

Hümeyra Yabar: Dünyayı çocukların değiştireceği yönünde, bizim de sonuna kadar katıldığımız güçlü bir iddianız var. Bu değişimi masallardaki popüler süper kahramanlar mı yoksa öyküsü kalabalıklar arasında fark edilmeyen Süper Çocuklar mı başaracak?

Zeynep Sevde Paksu: Dünya çocuk edebiyatının tarihine baktığınız zaman, toplumları değiştiren yönlendiren en büyük etkenler arasında çocuk edebiyatını görürsünüz.

Misal 20. Yüzyıl başlarında Amerika ve İngiltere’deki çocuk edebiyatı, ardından 1950-1970 yılları arası çocuk edebiyatı ve devamına baktığınızda tam olarak o sırada dünya politikasına verilmek istenen şekillerin çocuklara masallarla aktarıldığını görürsünüz. Bu çoğu zaman da devlet teşvikiyle yapılır.

Çünkü bir çocuk kitabı, 10 yıl sonrasının dünyasını köklü bir şekilde değiştirmek demektir. İddiası bundan daha güçlü bir şey de ben bilmiyorum. Şöyle özetleyebiliriz: Dünyayı değiştirmeyi öğreten masalların büyüttüğü çocuklar değiştirecek dünyayı.

Yazar Zeynep Sevde Paksu

Hümeyra Yabar: Çocuk kitaplarını, dini kitaplar ve günlük kitaplar olarak ayırmanın yanlış olduğunu söylüyorsunuz. Bu konuyu biraz açabilir miyiz? Eski nesil çocuk yayıncılığında çok kesin olan bu çizgiye karşın bu ayrımı yapmadan, ortaya çocukların manevi dünyasına dokunan eserler çıkarmanın ve yayınlamanın zorlukları neler?

Zeynep Sevde Paksu: Dini dünyadan ayırmak laik reflekslerin bir sonucu. Din dediğimiz şey dünyanın bir parçası. Ahirette din yok. Teşbihte hata olmasın, felsefî çocuk kitapları diye bir ayrımımız var mı? Yok elbette.

Felsefenin hayatın içinde olup olmadığını sorgulamayız. Allah’a inanmayı, dua etmeyi, bir ağaca bakınca onu akla getirmeyi, günün belli bir bölümünü rezerve edip o bölümde gerçekleştirmiyoruz. Bunları hayatın doğal akışında yaparız.

Çocuk hikayelerinde de aynı şekilde yer almalı bu durum. Nasıl bir çocuk sabahtan geceye kadar yemek, arkadaş, çevre, okul vs gibi birçok konuyla yüzyüze geliyorsa dinle de geliyor. Kitabın içine cami, namaz koymamız onu dini çocuk kitabı yapıyorsa din algımızın sorunlu olduğunu düşünmeliyiz.

Hümeyra Yabar: Çocukken, hayal kurmanın bir çeşit dua etmek olduğunu öğrendiğinizi söylüyorsunuz. Dijital ekranlarla sıkı bağları daha fenası bağımlılıkları olan günümüz çocuklarının hayal dünyaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Çocukların hayal ile bağları nasıl güçlendirilebilir?

Zeynep Sevde Paksu: Önce anne babaların ellerinden telefonları ve koltukların karşısından ekranları kaldırması lazım, hayal kurmaya önce onların vakit ayırması lazım. Çocuk ne görürse onu yapar. Anne babanın vakit ayırmadığı şeyin değersiz olduğunu düşünür.

Sanal hayatı değerli, gerçek hayatı kıymetsiz gören bir anne babanın çocuğu da öyle görecek elbette. Hayali güçlendirecek şeyleri şöyle sıralayabiliriz: Orman, gökyüzü, insanlar, sokak, sahil, kırlar vs. Hayali güçlendirecek en önemli gıda, doğal katkısız gerçek hayat.

Yazar Zeynep Sevde Paksu

Hümeyra Yabar: Çocuk kitaplarının az sayıda da olsa yetişkin okuyucuları da var. Çocuk kitabı okumanın yetişkin dünyasına etkileri nelerdir?

Zeynep Sevde Paksu: Çocuk kitabıyla çocuk edebiyatını ayırmamız lazım aslında. Eğitim kitapları ve çocuk edebiyatı iki ayrı başlık. Genellikle iki başlık da çocuk kitaplarına dahil ediliyor.

Çocuk edebiyatı nedir? Mesela Momo, Küçük Prens, Matilda, Narnia Günlükleri, Soğan Oğlan vs. Çocuk edebiyatının yaşı yoktur, alt yaş limiti vardır. Misal Suç ve Ceza 15+ yaş bir kitap ise, Matilda da 9+ yaş bir kitaptır. Bu açıdan bakınca çocuk edebiyatının çok daha geniş bir kitlesi olduğunu görebilirsiniz.

Sorunuza gelince… Çocuk edebiyatı veya masallar dünyayı büyük resimden görmek aslında. Ayrıntılardan, gündemden uzaklaşmak ve zamansız bir öyküye kapılmak. Ufku büyüten, umut veren, lezzetli bir fiil çocuk edebiyatı okumak.

Hümeyra Yabar:Herkes çocukken olmak istediği şeyi olsa epey mutlu bir toplum oluruz.” şeklinde bir teoriniz var. Siz de Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde Fizik okuduktan sonra, çocukluk hayaliniz olan yazarlığa döndünüz. Çocukluk düşünü gerçekleştiren bir yetişkin olan olarak, okuyucularımıza neler söyleyebilirsiniz?

Zeynep Sevde Paksu: Fizik okuduktan sonra çocukluk hayalim yazarlığa dönmedim aslında. Fizik de o hayalin bir parçasıydı. Fizik veya bilim yaptığım işi besleyen bir daldı. Masalların en büyük ilham kaynağı kainat malum. Fizik ve diğer bilimler de şu an yaptığım işin eğitim süreçlerinden biriydi diyebiliriz.

Çocukluk düşünü gerçekleştirme meselesine gelirsek… Peter Pan’den bir alıntıyla bitireyim:
Uğruna onun dışında kalan her şeyini feda edebilecek kadar çok istersen her hayalini gerçekleştirebilirsin.

Röportaj: Hümeyra Yabar

Sizde Fikirlerinizi Paylaşın

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *